Hürriyet

31 Mart 2010 Çarşamba

ABANT




26-27 mart tarihlerinde ailecek Abant’taydık. Gezi niteliği taşımasını çok isterdim bu ziyaretin ama ne yazıkki benim bir seminerim vardı .
Ama yine de büyük bir umutlarla gittik oraya. Gezip , fotoğraflar çekecektik. Temiz havanın tadını çıkarıp oksijen depolayacaktık.
Otelimiz Büyük Abant oteline bu umutlarla güle oynaya yerleştik. Ve ben hemen derse , sevgililerim ise gezmeye gittiler.
Ama benim seminer saatlerim uzundu ve daha da uzadı nedense . Sabah girip akşam karanlıkta çıkınca ben hiç bir yeri göremedim. Kızım ve sevgilim ise ben içerideyken biraz gezip biraz da oyun parkında oynamışlar. Ama hep annem çıksın oraya beraber gideriz , annem çıksın beraber bineriz moduyla ertelemişler planları. Ben çıktığımda ise ikisini de suratında büyük bir hayal kırıklığı ile buldum onları . Tüm gün beni beklemiş oluyorlardı ama ben akşam karanlık sonrası çıkınca bir şey yapamıyorduk. İlk akşam yine de deneme yapmak için karanlıkta dolaşalım dedik ve ağzımızın payını 3 koca köpek ile kovalanarak aldık. Tek yapabildiğimiz Cumartesi sabahı erken kalkıp biraz yürümekti. (gerçekten biraz ) Akşam uykumuz ise berbattı. Çünkü kızım ortamı yadırgadı üstelik memesi de yoktu :-(

2 günün sonunda gölün etrafında bir tur bile atamadan ve bir dahaki sefere kesinlikle iş nedeni ile değil kendimiz için gelmeye karar vererek otelden ayrıldık.
İstanbul yolunda ise kaza yaptık :-( Uykusuzluk ve moral bozukluğu sonunda dikkatimiz dağıldı herhalde. Elifim polis geldiğinde çok korktu ağlamaya başladı. Çok moralimiz bozuldu. Arabanın sol tarafı neredeyse tamamen göçtü :-( Sonrasında bir kaç gün tüm konuşmalarımız hep bu konudaydı. İlk ciddi kazamızdı nede olsa ...

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...