Hürriyet

Lilypie Kids Birthday tickers
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

15 TATİLİMİZ

Zor şey şu İstanbulda çocuk yetiştirmek bee.

Neden mi ?

Karı koca çalışıyoruz

Maaşlı çalışan grubundanız

Yani öyle her istediğimiz zaman her yere gidemeyiz.

Program yapabilmek için zaman –izin alma- olayını hem de bütçeyi denkleştirme olayını düşünüyoruz.

Okula giderken gün içinde ne yapacağını düşünmeme gerek yok ama 15 günlük sömestr tatil veya yaz tatili dedinmi işler değişiyor.

Allahım bu çocuğu ne yapacağım diye düşünmeye başlıyorsun.

Küçük bir yerde değiliz ki çık dışarıda oyna akşama kadar diyesin.

Daha tatil gelmeden başlıyorum kara kara düşünmeye ne yapalım , nasıl oyalayalım Elifi diye.

Hiçbir şey yapmasan tüm gün evde ya televizyon ya bilgisayar başında oturuyor üstüne üstlük bir de söyleniyor sıkılıyorum diye..

Of anam offff..


O yüzden bu yıl dedimki kendime Elifi İstanbul içindeki günlük veya haftalık programlara götürmeye çalışmak yerine şehir dışı kültürel turlar yapalım.

Mesela Edirne ile başlayalım dedim;

Sonra ver elini Eskişehir

En son da Ankara yapalım

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı . Niye mi ?


Edirne ;

Okullar kapandı ilk Cumartesi biz kendimizi Edirne’ye attık.

Nasıl soğuk nasıl karlı bir gün anlatamam..

Dışarıya parmağını çıkarmak bile istemeyeceğin günlerden.

Ama olmaz evde oturamayız ki biz illa gezeceğiz.

Neyse her türlü erzak ,edevat ve giyecek ile çıktık yola.

2.5 saat sonra Edirne’deyiz.

Biz yani kocacım , annem ve ben çok mutluyuz. Camileri , bedestenleri gezeceğiz ,oraya buraya gideceğiz diye.

Ama gelgelelim Elif mutlu değil. O ilk önce Ankaraya gitmek istermiş , hava soğukmuş , üşüyormuş , yürümekten yorulmuş ,çişi geliyormuş vs vs..

Önce tatlı tatlı anlatmaya çalıştık bak ne güzel bir şehir burası, bak burası şöyle tarihi , burası böyle tarihi.

Yok kızım Nuh diyor peygamber demiyor.

Sonunda benimde canım can dimi... bir patlamışım ki sormayın

Elbette bizimki hemen yelkenleri suya indirdi.

Ama bizde bu moralle anca buraları gezebildik;





Eskişehir-Ankara

Tatilin 2.haftasının ortasında kocacım ve ben işten izin aldık 4-5 günlük şehir dışı gezisi yapalım ve Eskişehir ile Ankara’ya gidelim dedik.

Oteller ayarlandı.

Gidilecek yerler için internetten bilgiler toplandı .

Sonra bavulları da hazırlayıp düştük yola.

İzmiti geçtikten sonra Elif başladı ağlamaya midem bulanıyor demeye.

Durduk , yemek molaları verdik , camı açtık falan derken Eskişehire girdik akşam saatlerinde.

Otele yerleşip hemen Balaban köfte yemeğe gittik.

mutlu mesut ve tok bir halde otele döndük ertesi günün programını konuşup yataklara girdik ve herşey başladı.

Ne mi ?

Tabiki Elifin ishali beraberinde mide bulantısı ...

Sabaha kadar kah tuvalet kapısında bekledim kah canı acıdığı için ağlayan kızımı kucağımda sakinleştirmeye çalıştım.

Bu gürültüde uyuyamayan ( ki normalde de uyumaya can atmaz kendisi ) oğlumu da uyutmaya çalışmak da cabası.

Allahım ne geceydi sabahı zor ettik

Sonra doğruca hastaneye...

İşte Eskişehir maceramızda en çok zaman geçirdiğimiz yer.

Serumumuzu yedik tahlilerimizi yaptırıp doktor onayını da aldıktan sonra doğruca eve döndük.



Buradan aldığımız ders şu çocuk sıkılırsa sıkılsın .

Sen kendini ne kasıyorsun en azından evindesin

Otur oturduğun yerde dimi ama..


Gelecek sene geçen seneki gibi günlük programlar yapıp konusunda ailece hemfikriz.

Herkese mutlu , huzurlu , mümkünse İstanbul dışındaki evinde sömestr tatilleri dilerim...

19 Ekim 2010 Salı

İTALYA

1 Haftalık İtalya gezimiz ailece yaptığımız ilk Avrupa turumuz ünvanını elinde tutuyor.
Kaldığımız sürece çok gezdik , eğlendik ve yorulduk. Bir tur ile gitmediğimiz için herşeyi biz planladık.
Otellerimiz için : booking.com
Şehirler arası ulaşım için tren ve uçak :
trenitaliaeasy jet
Şehir içi ulaşım için :
Otobüs , metro
Kullandık.
Bu şekilde gerçekten çok yorucu oldu bunu söyleyebilirim. Belki de çocukla olduğumuz içindir. Bundan sonrakilerde tur tercih edeceğiz. Ama siz karı koca maceraya atılalım , gezelim , tozalım diyorsanız bu şekilde de güzel . Ayrıca bu şekliyle gerçekten heryeri daha iyi algılayabiliyorsunuz. Detaylar aşağıda ;

Milano marittima

Küçük bir sahil kasabası
Ama nasıl şirin , nasıl elit anlatamam.
3 gün kaldık ve kaldığımız sürece bir yağmur yağdı bir güneş açtı . Ama yine de tadını çıkaracak şekilde gezebileceğimiz kadar gezdik.
Otelimiz ve odamızdan çok memnun kaldık. Kocaman geniş bir odamız vardı. Hergün düzenli temizlendi. Kahvaltı menüsü geniş sayılırdı ama bana hitap etmedi . Peynirsiz ve zeytinsiz hali ile....
Yapılabilecekler ;
Kesinlikle bisiklet kiralayıp şehri gezin derim. O kadar güzel tadı çıkıyor ki anlatamam. Hatta ne kadar doğru bilemiyorum ama buradaki bisiklet kullanımı Amsterdam ‘dan bile fazlaymış. Gerçekten bunu gözlemleyebiliyorsunuz etrafınızda yaşlısı , genci herkes bisikletli.
Cervia ‘yı ve pazarını gezin. O kadar şirin bir bölge ki burası . Perşembe günleri açık pazarı var. ( biz daha önce geldiğimizde cumartesiydi ama şimdi değişmiş ) Güzel bir kapalı sergi alanları var meydanda. Biz gittiğimizde süper bir eğlence vardı . Tüm Avrupa ülkeleri tanıtıma gelmişler ve yörelerinin özel ürünlerini pazarlıyorlardı. Çok sevimli bir yaşlı grupta şarkılar söyledi , herkes dans etti.
Gelato yiyin. Ben Roma ‘dan daha çok sevdim buranın Gelatolarını . Süper lezzetli yumuşacık gelatolara Elif de bayıldı. Hasta olacak korkusuyla kontrol etmeye çalıştım ama nereye kadar :-)
Yakınlarda Ravenna var. Burada oldukça güzel kiliseler var aynı bizim İznik seramikleri ile süslenmiş. ( tabi ki İznik seramiği değil ama görüntü benziyor )




Venedik

Milano Marittima dan tren ile Venedik’e gittik. İtalya’da tren ağı oldukça gelişmiş. Oldukça uygun fiyatlarla ve konforla seyahat edebilirsiniz istediğiniz bölgeye.
Çok rahat bir yolculuk yaptık. Hatta 4 kişilik koltuklardan birine bir Amerikalı tur rehberi de oturmuştu çok güzel sohbet ettik yol boyu.
Venedik eski Venedik ve yeni Venedik olarak 2 bölgeden oluşuyor. Eski Venedik bizim bildiğimiz hani şu kanalların olduğu masalsı bölge. Ama burası çok turistik olduğu için herşey çok pahalı. O yüzden biz yeni Venedik’te bir otelde kaldık. Otelimizi seçerken ben umutlu değildim ama idare ederiz diye düşünmüştüm.
Ama tam tersi oldu. Güleryüzlü , yardımsever ve İngilizceye hakim çalışanları , temizlik ve düzeni ile beni şaşırttı Hotel Al Vivit .
Odamız konusunda ise mutsuzdum. Ara boşluğa bakan küçücük , kibrit kutusu kıvamında küçük bir odaydı. Ama sesimizi çıkarmadık sabah çıkıp akşam uyumaya girdiğimiz ve çalışanların yardımsever olmaları dolayısı ile .
Kahvaltı herzamanki gibi ... Eee mecburen alıştım...
Akşamları 2 farklı yerde yemek yedik.
İlki İstanbulda da şubesi olan FLB . Tanıdık bir marka diye gittik yemeklerinde hüsrana uğramayalım diye.
Önce saat 18:45 te oradaydık kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 15 dakika oyalandık 19:00 da gittik kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 19:30 a kadar bekledik ne olur olmaz diye . Gittiğimizde kapıyı yeni açmışlardı :-( Ve tüm bu süre boyunca tüm gün yorulmuş ve acıkmış olan kızımı da ikna edip bekletmiştik. Çalışanlar ingilizce bilmiyorlardı. Siparişte yardımcı olamadılar. Bizde nasıl olsa pizza yeriz diye menüde seçim yapıp işaretle sipariş verdik. Yemekler güzeldi. Ama gecenin sonunda yine de mutsuzduk bizi bu kadar yordukları için :-(



İkincisi ise yerel bir lokanta idi. Kartını kaybetmişim ve adını da unuttum ama biz buradan çok memnun kaldık. Yemekler , servis elemanları ve ortam çok nefisti. Tam puan :-)
Kaldığımız sürece her sabah kahvaltı sonrası hazırlanıp çıktık ve otobüslerle eski Venedik’e gittik.
Otobüs numaraları ve saatlerini öğrendikten sonra oldukça rahat bir ulaşımı var. Yeni Venedik – Eski Venedik arası 30 dakika kadar.
Venedik yürüyerek gezilemeyecek kadar büyük . En önemli yerli gezmek için gondol veya botları kullanabilirsiniz. Biz bot tercih ettik daha uygun fiyatlı olduğu için.
Kesinlikle görülmesi gereken yerler ; Rialto köprüsü , St Marco Meydanı , Büyük Kanal
Bizim bindiğimiz bot Grand Canal üzerinde gezerek St Marco Meydanına ulaştı. Bu şekilde her yeri rahatlıkla gezebildik.
Çok ilginç bir şehir burası yerli Venedik’liden çok turist var. O kadar kalabalık ki anlatamam. Daracık sokaklarda yürürken Mahmutpaşa da yürüyor sanırsınız kendinizi. Etrafımda hep gerçek Venedikli aradım sadece bir an botta gezerken evlerden birinin camı açılıp bir örtü silkenince sanırım bir Venedikli gördüm o kadar..
Venedik film festivali veya karnavalı sırasında nasıl oluyor buralar diye de düşünmedim değil !!
Bir dahaki sefere kesinlikle bir turla gelip her noktanın tarihini dinlemeyi not ettim kendime.



Roma

Vendik –Roma arası easyjet ile uçtuk.
Elbette THY konforunda değildi. Ama uygun fiyatlı idi.
Kaldığımız bu otelden çok umutluydum hem seçerken okuduğum yorumlar hem de 4 yıldızlı olması nedeni ile. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığı. Hotel American Palace Eur otelini seçeceklere bir daha düşünün derim.
Büyük olması nedeni ile yıldız sayısı almış sanırım . Ama ne çalışanlardan ne de restaurantından memnun kaldık.
Restaurantında bir kez öğlen bir kez de akşam yemeği yedik ama tek kelime ile felaketti. Ne servis , ne lezzet hiç bir şey yok. Verdiğimiz paraya çok acıdım burada. Mecburiyetten tercih ettik her seferinde ama keşke biraz daha arasaydık dedik hep de..
Roma’da ulaşım için metro ve otobüs kullandık. Bir de hop in hop out lar.
Roma meydanlardan oluşuyor , inanılmaz etkileyici bir şehir. Açık hava müzesi gibi. Her yeri tarih . Ne kadar sevdim size anlatamam. Gördüğüm her yerde bu da çok etkileyici bu daha da etkileyici diyerek dolaştım. Ben bu şehre bayıldım ! Tekrar tekrar gezsem bıkmam herhalde
Spana ( ispanyol merdivenleri ) , Piazza Venezia (Venedik Meydanı) , Collesium , Aşk çeşmesi , Vatikan




Spagna da Leonardo diye bir restaurant bulduk ( sanki sadece ben buldum :-) ) gidip lütfen burada yemek yiyin. Çok romantik.
Gezerken tabiki Roma Hard Rock Cafe ‘de atlanmadı:-)

Bir sonraki avrupa gezimizde buluşmak üzere yorgun ama mutlu , elimiz kolumuz hediye paketleri dolu İstanbul ‘a THY ile dönüş ile kapattık bu seyahati..

Tüm bu 1 hafta boyunca Elifim çok yoruldu gerçekten. Benim bile gezmekten ayaklarım akşam ağrıyor idi. Ama buna rağmen neredeyse hiç kapris yapmadı benim kuzum.

O benim evimin neşesi , bitanem yaaa :-)

21 Eylül 2010 Salı

OKUL ZİLİ ÇALDI

Evet benim miniğim için de okul zili artık her eylül çalacak inşallah.
Uzun zamandır süren okul arayışımız sonrası iyice depresif olmuştum.
Hangisi daha iyi okul diye ; devlet okulu mu , özel okul mu ?
Bizim gibi maaşlı çalışan insanlar için bu ikilemi çözmek gerçekten zor.
Bizde uzun süren arayış , sıkıntı , depresif süreç sonunda napalım artık bu olsun modu ile bir okula yazdırdık Elifimi.

13 eylül günü de ailece okula gittik .Öğretmeni ile tanıştık . Kendimizi tanıttık.
İlk hafta günde 1.5- 2 saat geçirerek birbirlerini tanıdılar.
Bu haftadan itibaren de artık tam anlamıyla okullu oldu.

Şu ana kadar özel bir şikayeti olmadı . Hatta dün akşam heyecanla ve istekle suluk ( matara ) almaya gittik. Kendine winx li bir tane seçti.Ben daha sağlıklı bir şey aldırmaya çalıştım ama nafile.. Tüm bu heyecanlarından bende oldukça memnumun. Hiç bitmez inşallah.
Forma ise şimdilik belli değilmiş ?? Nasıl oluyorsa artık sonradan karar veriliyormuş anaokulunda gerekip gerekmediğine.

Bu hafta sonu blog buluşması var unutmayın. Ben gidemeyorum ve aklım kalıyor gerçekten. Sevgili blog arkadaşlarımın sitelerinden resimleri ve yorumları takip edeceğim ama.

Ben ise haftasonu Elifim ve sevgilimle İtalya'da olacağım inşallah.
Dönüşte görüşürüz.

22 Haziran 2010 Salı

SAFRANBOLU-AMASRA

Herşeyi ile bizim için ilk .

İlk yaz harici gezimiz , İlk turlu gezimiz , ilk kez Cafe Tur ile tanışma ve Elifimin ilk otobüs yolculuğu.

22-23 Mayıs haftasonuna denk getirdik çünkü bu kadar ilki kısa bir gezi ile yapmak daha mantıklı geldi. Cumartesi sabah erkenden otobüs ile buluşarak geziye başladık. Öncelikle Safranbolu otobüs ile biraz uzun geldi eğer sizin de yanınızda 5 dakika bir yerde oturması imkansız bir çocuk varsa size de zor gelebilir. Ama en zoru da dönüşü ....

Neyse uzun bir yolculuk sonrası Safranbolu ‘ya geldik. Gerçekten tarih kokan harika bir yer. Gezdiğimiz her yere bayıldık. Kaldığımız otel Ebrulu Konak ta odalardan memnun kaldık tek memnuniyetsizliğimiz yemeklerdi :-(







Cinci Hoca hanı , Yörük Köyü ,Kaymakamlar evi ,Güneş Saati , Bakırcılar Çarşısı herşeylerine bayıldık. Cinci Hocanın hayat hikayesini dinleyip erken yaşta öldürülüşüne çok üzüldük.

İyi , lezzetli ve bol balık yeme umutları ile Pazar sabahı Amasra’ya yola çıktık. Üstelik gerçekten çok da açtık . Ama turumuzun anlaşmalı olduğu restauranta gidince hayal kırıklığına uğradık. Çünkü 8-10 kişilik masada ortaya bir salata ve 1 tabak balık ( herhalde 20-25 tane kızarmış mezgit vardı ) geldi . Ve hesap kişi başı 50 TL idi.




Yorgun bir ilk turu tamamlayıp gece 12:30 civarı eve geldik.. Yorgunduk ama açıkcası bu kadar güzel yerleri görmenin verdiği huzurla ve tabi ertesi gün izinli olmanın rahatlığı ile uyuduk...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...