Hürriyet

Lilypie Kids Birthday tickers

29 Kasım 2010 Pazartesi

TARAKLI & GEYVE

Biz bayramda sıkıldık .
Ee malum kalabalık bir aile değiliz . Topu topu 1-2 kapımız var gidecek.
O da bitiveriyor bir günde..

Bizde attık kendimizi dışarı gezmeye.Yakın yerlere.
Taraklı ve Geyve 'de karar kıldık sonunda.
Güzel ve güneşli bir günde gittik .

Geyve'den ayva
Taraklı'dan et aldık.

Geyve de gezecek çok yer yoktu. Meydanı gezdik , ayva aldık o kadar.

Ama Taraklı gerçekten çok şirindi. Safranbolu evlerine benzer evleri çok güzeldi. Zaten evlerin çoğu restore edilmiş ve kullanıma açılmış. Bizim gibi keşfe gelen bir sürü yerli turist ile beraber gezdik oraları. Acıkınca meydanda oturup gözleme yedik, ayran içtik. Zaten bunun haricinde çok fazla alternatifimiz de yoktu.

Taraklı Osmanlı zamanında çok önemli bir yerleşim yeriymiş. Zaten Akşemsettin'in türbesi de burada.
Zaman kısıtından dolayı türbeyi ve gölü gezemedik inşallah bir sonraki sefere...









28 Kasım 2010 Pazar

5.YAŞ DOĞUMGÜNÜ KUTLAMAMIZ

10 kasım doğumlu minik kızıma bu yıl ilk defa doğumgünü düzenledik.
Şu ana kadar aile içindeki pasta keme törenlerimizi saymıyorum tabii..

Sınıf arkadaşlarını da davet ettiğimiz doğumgününü Zuzu Cafe 'de organize ettik.
Aklımdaki , hayalimdeki parti biraz daha farklıydı ama her şey o kadar pahalıydı ki alternatiflerimiz arasında en uygunu bu gibi geldi.
Genel anlamı ile de çocuklar çok eğlendiler , hepsi mutlu eve döndüler bize de karı koca bu yetti.
Animatörlü , pasta kesiminde konfetili , pinyatalı doğumgününden bazı fotoğraflar ;















Akşamımız da ise başka bir kutlamamız vardı. Eniştemizin doğumgünü :-)
Ona da bol yemekli - özellikle etli bir kutlama yaptık Çanak'ta.
eğer daha hiç gitmediği iseniz kesinlikle tavsiye ederim Çanak'ı & özellikle de katmerini :-)







23 Kasım 2010 Salı

1.SÜT DİŞİ

Dün ilk süt dişimiz düştü.( burada orkestra deli gibi çalmaya , konfetilerde düşmeye başlıyor, herkes sevinç çığlıkları atıyor )


Nasıl bir telaş nasıl bir paniklik anlatamam.
Neden mi ?
Çünkü benim minik kızım asla duygularını ve yaşadıklarını dile getiren biri olmadı. Hep ağzından kerpetenle laf alırız. Onun da nekadarı doğru nekadarı kurtarma cevaplar sonradan anlarız.
Dünde ben eve geç gittim . 9 gün sonrası sevgili müdürlerim çok dinlendiğimi düşündüler ki uzun uzun toplantılar yaptık.
Neyse geç gidince evdeki kızıma ve büyük sevgilime yemek , çay , meyva koşturmacasına giriştim . Uzun süre dikkatli bakmamışım yüzüne. Sonra bir ara çay faslında farkettim ve sanırım biraz büyük bir çığlıkla (biliyorum yapmamalıyıdım )dişine ne oldu demişim . Çığlığın etkisinden olsa gerek Elif korktu ne ağzını gösterdi ne de konuştu neredeyse yarım saat.
Neyse sonunda anladık ki gün içinde sallanıyormuş zaten ve korkudan ağlamış. Ama kimseye dişim sallanıyor , bu nedemek dememiş.
Öğlen okulda da düşüvermiş diş
Bizimki de korkuyla atmış yere.

Yani ilk düşen dişimiz gitti saklayamadık.

Ben de biraz sakinleşip konuyu tam anladıktan ; doktorumuzla da konuşup normal olduğunu öğrendikten sonra kızıma diş perisi hikayesini anlatttım.

İnanmadı tabi . Ama olsun bundan sonrasında korkmamasını sağladık sanırım.

Şimdi saklayabilmek için 2. dişimizi bekliyoruz.
Elbette bu arada diş kontrolüne de gidilecek.

Görseniz öyle şeker olduki dişi düşünce .
En kısa sürede bu hali ile bir gülen fotoğraf çekilip buraya da eklenecek...

21 Kasım 2010 Pazar

KURBAN BAYRAMI

9 günlük tatilimiz , kurban bayramımız da 1 - 2 saat sonra tamamen bitecek .
Ne de çabuk geçti..
Çok da iyi geldi..
Dinlendik , gezdik , yemekler yedik , sohbetler ettik ve eğlendik.
Ben şuan itibari ile yarın tekrar iş başı yapmak konusunda çok isteksizim. Keşke hep böyle ailece günler , aylar geçirebilseydik.

Aynen Elifim masallarındaki gibi ;
Her sabah Elifim uyanıp bizim yatağa gelip bizi de uyandırsa..
Üçümüz biraz daha şekerleme yapıp öpsek birbirimizi..
Sonra ben kalkıp onlara kahvaltı hazırlasam her seferinde değişik ve güzel bir sofra kurmayı hedefleyerek...
Güzel kahvaltı sonrası gazete okuyup kahve içerken Elifim de etrafta koştursa ve etrafı dağıtsa...
Sonra o gün ne yapacağımıza karar verip toparlanıp minumum 2 saat içinde evden çıksak..
Gezsek , görsek , eğlensek ve yorgun eve dönsek..
Ve hepberaber mutlu yaşasak.
Gökten 3 elma düştü . Biri masalı anlatanın başına , diğeri tekrar başına ve sonuncusu da suratına düştü. Ve masalı anlatan kendine geldi. Yarın pazartesi işe gitmeli. Bir sürü problem , toplantı ve sıkıntılı günlere tekrar başlamalı. Bol koşuşturmacalı...Günün sonunu ailesine kavuşacağı anı hep bekleyerek ...

Neyse işte buyrun bu tatilin kısa bir özetine ;
yaptığımız bir kaç kurban bayramı etkinliğinden biri:



Nereden mi bulduk ? Tık tık...

Kurduğumuz sofralardan , benim yaptığım kurabiye ve böreklerden bazıları ..
Az kalsın unutuyordum. 3 kuşak beraber mantı da yaptık bu arada biz. Anneanne , anne ve torun :-)









Umarım herkes bizim kadar güzel bir bayram ve tatil geçirmiştir...Mutlu bayramlar..

11 Kasım 2010 Perşembe

5 YAŞ

İyiki doğdun kızım , yaşam kaynağım , bitanem..

Nice yaşlarını beraber sağlıkla kutlayalım ailece.
Her yaşında senin ne kadar büyüdüğüne şaşırmaya devam edeyim bende
Sonuçta daha dün hastaneydik ve sen kucağımdaydın
Oysa bugün 5 yaşındasın
Ve parti detaylarına sen karar veriyorsun

Sen hep gül ve eğlen
Hayat sana mutluluk ve huzuru versin sağlıkla beraber
Her yaş sana yeni deneyimler getirsin
Hatalarından ders al
Sorumluluk sahibi ve ayakları yere basan biri ol
İnsan , hayvan , doğa sevgisi yaşınla beraber büyüsün içinde
Allah inancını ise hiç kaybetme.

Ve unutma baban ve ben her zaman yanındayız
Ve seni çok seviyoruz.....

9 Kasım 2010 Salı

ETÇİİ

Grupanya'yı artık bilmeyen kalmamıştır herhalde .
Bizde tanıştık ve ilk alışverişimizi yaptık. Etçii Ataşehir ile.
Ne zaman kullanalım diye düşünürken geçen pazar bir fırsat doğdu ve bizde soluğu burada aldık.

Öğle saati gittiğimiz için bomboştu. Bu yüzden bizimle çok iyi ilgilenebildiler.
Bizim siparişimiz zaten belliydi New yorker steak . Elif'e de hamburger , denemek içinde ortaya sucuk söyledik.

Gelen herşey çok lezzetliydi. Sucuğu ise hem şekli hem de lezzeti ile 10 numaraydı.

Tuzla'daki yeri bildiğim kadarı ile her zaman çok kalabalık oluyor. Denemek isterseniz Ataşehir'i pazar günü öğlen saatinde deneyebilirsiniz. Rahat ve lezzetli bir yemek için...





SÜPER BURGER

Son zamanlarda artık burger yemek için güzel alternatifler var İstanbul’da. Bizde bazılarında denemeler yaptık . Genel anlamda tüm denemelerimin Mcdonalds veya Burger King ten çok daha güzel ve lezzetli olduğunu söylemeliyim. -Gerçi buralardan uzun zamandır zaten yemek yemiyoruz Elif’e örnek olmak için. Bu süreçte bende artık kokularına bile tahammül edemez hale gelmiştim. Belki de tam da özlediğimiz veya tekrar deneme yapalım mı diye düşüneceğimiz anda devreye buraları girdi iyiki de girdi .

Dükkan Burger
Bilumum yerde ulaşabilirsiniz artık Dükkan Burger’e. Biz Beyoğlundaki dükkanına gittik.
Küçücük bir mekan burası ama çok katlı.
Üst kata çıkıp pencere kenarında oturup gelen geçeni izlerken güzelce yiyebilirsiniz yemeğinizi.
Masalara servis tabak ile değil kağıda sarılmış halde geliyor.
Mini bites’lardan yedik biz. Böylece bir kaç değişik lezzet tatmış oluyorsunuz. Ben en çok tereyağlısını sevdim.
Köftesini ve lezzetini çok sevdim.

Bibuçuk
Beyoğlunda Mango ‘nun tam karşısındaki sokakta. İçerisi daha çok akşam için dekore edilmiş ve loş bir görüntüsü var , içeri güneş gelmeyecek şekilde jaluziler indirilmiş.
Biz öğlen yemeği için gitmiştik tek masa halinde yedik yemeğimizi.
Servis tabak içinde burada. Oldukça büyük bir porsiyon geliyor. Ve eti lezzetli.
Buranın da burgerini sevdim.
Şimdi Suadiye’dekine uğramayı düşünüyoruz.

GBK
Burası da iyi burgerciler listesinde.
Burgerini paket servis ile söyleyip denediğim için dükkanı hakkında bir bilgim yok .
Burgeri oldukça büyük ve doyurucu idi. Ama ben siparişimden pek memnun kalmadım. Telefonda sipariş verirken yanlışlık yapmışım herhalde.
Mediteranean Lamb söylemiştim. Beklentim kuzu değildi herhalde ama bir daha deneme yapıp klasik burger lerini de deneyeceğim.

WINX ve KUP GRİPİYE


Winx ‘e gidişimiz 30 ekim Cumartesi gününe rastlıyor .

Çok önceden planı yapılmış sinema seanslarımızdan biri. Elif ve sanırım onun yaşındaki tüm kızlar arasında bir fenomen bu winx kızları. Çok büyük konuşmamak gerekir der hep annem gerçekten haklıymış. Ben hep kızımı Barbie kızı yapmayacağım , tüketime yönlendirmeyeceğim onun yerine kitap alacağım dedim- derdim . Ama bir yere kadar dayanıyorsunuz. Sonra bir an geliyor kapıyı azıcık aralıyorsunuz ki işte o aralıktan içeri yağıyor bu tip ürünler. Winx ile biz kapıyı araladık . Allah sonumuzu hayıe eylesin..

Winx sonrası Kadıköy – Baylan’da kup gripiye yedik...
Hımmm çok lezzetliydi valla...



not: resim baylan pastanesinin web sayfasından alınmıştır.

ARA

Yoğun iş , kısa bir yurtdışı gezisi , önce öksürük ile başlayan sonra kusma ile gelişen hastalıklar ile geçen günler nedeni ile elim bir türlü varmadı yazmaya.
Hastalık sezonumuz açıldı artık. Elimden geldiğince az ilaçla geçirmeye çalışıyorum ama nafile..

Öksürük, orta kulak iltihabı ve son olarak bronşit..

Evde tüm bu hastalıkların ilaçları için özel bir bölüm yapmayı planlıyorum artık.

Elif ‘in ilk yıllarında küçük bir çekmece idi ilaçları koyduğumuz yer şimdi 5 yaşı itibari ile evde tüm boş alanlarımız bilumum ilaç ile doldu. Üstelik belli aralıklar ile bu ilaçları toplayıp ihtiyacı olanlara dağıtması için şirket doktorumuza götürdüğüm halde . Hiç götürmesem herhalde bizde o çöp evler örneğini ilaç evler olarak yaşayacağız demek ki .

Siz nasıl saklıyorsunuz bunca ilacı ? Lütfen yardım !

25 Ekim 2010 Pazartesi

İYİ CÜCELER

Cumartesi günü İyi Cücelerdeydik.
Kitap okuma etkinliğinde
Tülin Kozikoğlu kitabını bir oda minik le beraber okudu .
Sonra resim yaptırdı , dondurma resmi
Sonra da gerçek dondurma dağıttı ..
Ki Elif en çok bu bölümü sevdi....







19 Ekim 2010 Salı

HAFTASONU ÖZETİ

Yine koşturmacalı bir haftasonu yaşadık biz. 16-17 ekim haftasonunda.

Sabah 11:00 deki diş hekimi randevuma ancak 11:30 da gidebildim çünkü bizde haftasonu kahvaltıları çok özel ve uzun . ( aslında bu konuda da bir post yazacağım yakında bekleyin)

Patates köftesi ve havuçlu kek bu haftasonunun özelleri idi. Resimlerini çekmeyi unutmuşum ama inanın çok lezzetli idiler :-)

Her zaman çok geriliyorum bu dişçi koltuklarında neredeyse koltuk kenarlarına tırnak izlerimi çıkarıyorum. En kötü yanı da bu uzun soluklu randevularımın ilki olması idi. Yani tekrar bu koltukta olacağım gelecek hafta yine . Umarım sonucu iyi olur...

Neyse şişmiş dudaklarımla gezimize ilk önce Kağıt Vs de başladık. Kil atölyesinde..
2 saat boyunca Elifi bekleme bölümü çok sıkıcıydı. Genelde hazırlıklı oluyoruz onu beklerken de biz bir şeyler yapıyoruz ama bu sefer atlamışım bunu. Ama sonuç güzeldi. Hatta biz sevgilimle sıkıldığımızı dile getirdiğimizde Elifim “ ama ben çok eğlendim “ dedi.

Pazar sabahına ise Avrasya Maratonu ile başladık. Acıbadem başlangıç noktasından başladık yürümeye . Haberlerde izlemişsinizdir kalabalıktı ve köprü de gerçekten sallanıyordu. Hatta ben biraz korktuğum için köprü üzeri hızlı bitirip hemen dönüşe geçtik biz. Gün sonunda farkettik ki 5 km yürümüşüz. Bizim için sorun değildi ama Elifim de bizimle yürüdü :-)









Akşam ise bir yakınımızın düğünündeydik. Kızım babası ile dans etti :-)

İTALYA

1 Haftalık İtalya gezimiz ailece yaptığımız ilk Avrupa turumuz ünvanını elinde tutuyor.
Kaldığımız sürece çok gezdik , eğlendik ve yorulduk. Bir tur ile gitmediğimiz için herşeyi biz planladık.
Otellerimiz için : booking.com
Şehirler arası ulaşım için tren ve uçak :
trenitaliaeasy jet
Şehir içi ulaşım için :
Otobüs , metro
Kullandık.
Bu şekilde gerçekten çok yorucu oldu bunu söyleyebilirim. Belki de çocukla olduğumuz içindir. Bundan sonrakilerde tur tercih edeceğiz. Ama siz karı koca maceraya atılalım , gezelim , tozalım diyorsanız bu şekilde de güzel . Ayrıca bu şekliyle gerçekten heryeri daha iyi algılayabiliyorsunuz. Detaylar aşağıda ;

Milano marittima

Küçük bir sahil kasabası
Ama nasıl şirin , nasıl elit anlatamam.
3 gün kaldık ve kaldığımız sürece bir yağmur yağdı bir güneş açtı . Ama yine de tadını çıkaracak şekilde gezebileceğimiz kadar gezdik.
Otelimiz ve odamızdan çok memnun kaldık. Kocaman geniş bir odamız vardı. Hergün düzenli temizlendi. Kahvaltı menüsü geniş sayılırdı ama bana hitap etmedi . Peynirsiz ve zeytinsiz hali ile....
Yapılabilecekler ;
Kesinlikle bisiklet kiralayıp şehri gezin derim. O kadar güzel tadı çıkıyor ki anlatamam. Hatta ne kadar doğru bilemiyorum ama buradaki bisiklet kullanımı Amsterdam ‘dan bile fazlaymış. Gerçekten bunu gözlemleyebiliyorsunuz etrafınızda yaşlısı , genci herkes bisikletli.
Cervia ‘yı ve pazarını gezin. O kadar şirin bir bölge ki burası . Perşembe günleri açık pazarı var. ( biz daha önce geldiğimizde cumartesiydi ama şimdi değişmiş ) Güzel bir kapalı sergi alanları var meydanda. Biz gittiğimizde süper bir eğlence vardı . Tüm Avrupa ülkeleri tanıtıma gelmişler ve yörelerinin özel ürünlerini pazarlıyorlardı. Çok sevimli bir yaşlı grupta şarkılar söyledi , herkes dans etti.
Gelato yiyin. Ben Roma ‘dan daha çok sevdim buranın Gelatolarını . Süper lezzetli yumuşacık gelatolara Elif de bayıldı. Hasta olacak korkusuyla kontrol etmeye çalıştım ama nereye kadar :-)
Yakınlarda Ravenna var. Burada oldukça güzel kiliseler var aynı bizim İznik seramikleri ile süslenmiş. ( tabi ki İznik seramiği değil ama görüntü benziyor )




Venedik

Milano Marittima dan tren ile Venedik’e gittik. İtalya’da tren ağı oldukça gelişmiş. Oldukça uygun fiyatlarla ve konforla seyahat edebilirsiniz istediğiniz bölgeye.
Çok rahat bir yolculuk yaptık. Hatta 4 kişilik koltuklardan birine bir Amerikalı tur rehberi de oturmuştu çok güzel sohbet ettik yol boyu.
Venedik eski Venedik ve yeni Venedik olarak 2 bölgeden oluşuyor. Eski Venedik bizim bildiğimiz hani şu kanalların olduğu masalsı bölge. Ama burası çok turistik olduğu için herşey çok pahalı. O yüzden biz yeni Venedik’te bir otelde kaldık. Otelimizi seçerken ben umutlu değildim ama idare ederiz diye düşünmüştüm.
Ama tam tersi oldu. Güleryüzlü , yardımsever ve İngilizceye hakim çalışanları , temizlik ve düzeni ile beni şaşırttı Hotel Al Vivit .
Odamız konusunda ise mutsuzdum. Ara boşluğa bakan küçücük , kibrit kutusu kıvamında küçük bir odaydı. Ama sesimizi çıkarmadık sabah çıkıp akşam uyumaya girdiğimiz ve çalışanların yardımsever olmaları dolayısı ile .
Kahvaltı herzamanki gibi ... Eee mecburen alıştım...
Akşamları 2 farklı yerde yemek yedik.
İlki İstanbulda da şubesi olan FLB . Tanıdık bir marka diye gittik yemeklerinde hüsrana uğramayalım diye.
Önce saat 18:45 te oradaydık kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 15 dakika oyalandık 19:00 da gittik kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 19:30 a kadar bekledik ne olur olmaz diye . Gittiğimizde kapıyı yeni açmışlardı :-( Ve tüm bu süre boyunca tüm gün yorulmuş ve acıkmış olan kızımı da ikna edip bekletmiştik. Çalışanlar ingilizce bilmiyorlardı. Siparişte yardımcı olamadılar. Bizde nasıl olsa pizza yeriz diye menüde seçim yapıp işaretle sipariş verdik. Yemekler güzeldi. Ama gecenin sonunda yine de mutsuzduk bizi bu kadar yordukları için :-(



İkincisi ise yerel bir lokanta idi. Kartını kaybetmişim ve adını da unuttum ama biz buradan çok memnun kaldık. Yemekler , servis elemanları ve ortam çok nefisti. Tam puan :-)
Kaldığımız sürece her sabah kahvaltı sonrası hazırlanıp çıktık ve otobüslerle eski Venedik’e gittik.
Otobüs numaraları ve saatlerini öğrendikten sonra oldukça rahat bir ulaşımı var. Yeni Venedik – Eski Venedik arası 30 dakika kadar.
Venedik yürüyerek gezilemeyecek kadar büyük . En önemli yerli gezmek için gondol veya botları kullanabilirsiniz. Biz bot tercih ettik daha uygun fiyatlı olduğu için.
Kesinlikle görülmesi gereken yerler ; Rialto köprüsü , St Marco Meydanı , Büyük Kanal
Bizim bindiğimiz bot Grand Canal üzerinde gezerek St Marco Meydanına ulaştı. Bu şekilde her yeri rahatlıkla gezebildik.
Çok ilginç bir şehir burası yerli Venedik’liden çok turist var. O kadar kalabalık ki anlatamam. Daracık sokaklarda yürürken Mahmutpaşa da yürüyor sanırsınız kendinizi. Etrafımda hep gerçek Venedikli aradım sadece bir an botta gezerken evlerden birinin camı açılıp bir örtü silkenince sanırım bir Venedikli gördüm o kadar..
Venedik film festivali veya karnavalı sırasında nasıl oluyor buralar diye de düşünmedim değil !!
Bir dahaki sefere kesinlikle bir turla gelip her noktanın tarihini dinlemeyi not ettim kendime.



Roma

Vendik –Roma arası easyjet ile uçtuk.
Elbette THY konforunda değildi. Ama uygun fiyatlı idi.
Kaldığımız bu otelden çok umutluydum hem seçerken okuduğum yorumlar hem de 4 yıldızlı olması nedeni ile. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığı. Hotel American Palace Eur otelini seçeceklere bir daha düşünün derim.
Büyük olması nedeni ile yıldız sayısı almış sanırım . Ama ne çalışanlardan ne de restaurantından memnun kaldık.
Restaurantında bir kez öğlen bir kez de akşam yemeği yedik ama tek kelime ile felaketti. Ne servis , ne lezzet hiç bir şey yok. Verdiğimiz paraya çok acıdım burada. Mecburiyetten tercih ettik her seferinde ama keşke biraz daha arasaydık dedik hep de..
Roma’da ulaşım için metro ve otobüs kullandık. Bir de hop in hop out lar.
Roma meydanlardan oluşuyor , inanılmaz etkileyici bir şehir. Açık hava müzesi gibi. Her yeri tarih . Ne kadar sevdim size anlatamam. Gördüğüm her yerde bu da çok etkileyici bu daha da etkileyici diyerek dolaştım. Ben bu şehre bayıldım ! Tekrar tekrar gezsem bıkmam herhalde
Spana ( ispanyol merdivenleri ) , Piazza Venezia (Venedik Meydanı) , Collesium , Aşk çeşmesi , Vatikan




Spagna da Leonardo diye bir restaurant bulduk ( sanki sadece ben buldum :-) ) gidip lütfen burada yemek yiyin. Çok romantik.
Gezerken tabiki Roma Hard Rock Cafe ‘de atlanmadı:-)

Bir sonraki avrupa gezimizde buluşmak üzere yorgun ama mutlu , elimiz kolumuz hediye paketleri dolu İstanbul ‘a THY ile dönüş ile kapattık bu seyahati..

Tüm bu 1 hafta boyunca Elifim çok yoruldu gerçekten. Benim bile gezmekten ayaklarım akşam ağrıyor idi. Ama buna rağmen neredeyse hiç kapris yapmadı benim kuzum.

O benim evimin neşesi , bitanem yaaa :-)

12 Ekim 2010 Salı

DISNEY ON ICE



3 ekim saat 18:00 de Abdi İpekçi Arenadaydık ailece.
Elif İtalya 'dan dönüşünü iple çekti sırf bu gösteriye gideceği için.
Daha ilk ilan edildiğinden beri sayıklıyordu
Açıkcası bende buna benzer tüm gösterilere gittiğimiz için tekrar bu gösteri içinde para harcamak istemiyordum.
Şansımıza Hürriyet Çocuk Klübünün çekilişinden bize de bilet çıktı ..

Soğuk ve rüzgarlı bir günde koşturduk gösteriye yetişmek için.
Girişte çocuklar için boyama , fotoğraf çektirme gibi etkinlikler vardı.









Oyuncaklar ise ateş pahasıydı her zamanki gibi..



Sıramız en arkalara yakın bir yerdeydi. Ama salon çok dolu olmadığı için net izledik herşeyi.

Bu sefer konu ;

Mickey, Minnie, Donald, Daisy, Goofy ve Pluto artık bir değişikliğin zamanı geldiğine karar verirler. Disneyland’da evsahibi olmak yerine bu defa kendileri Disneyland’a gitmek üzere bir plan hazırlar. Maalesef bu arada “Kötü Kalpli Kraliçe” nin başka planları vardır ve Minnie’nin parmağını, dönen bir tekerliğe sıkıştırarak sihirli krallığı 100 yıllık bir uykuya sürükler, hem de olanlardan habersiz Donald’la birlikte! Mickey, Pluto ve Goofy seyircilerin yardımıyla neler olduğunu, Minnie ve Donald’ın yardıma ihtiyaçları olduğunu fark ederler. Sonrasında, “İnanılmaz Aile”den destek alırlar. Ve böylece bütün kahramanlar cesurca kötü kalpli kraliçenin peşine düşer, yine seyircinin yardımıyla Minnie ve Donald’ı uykularından kurtararak sihirli krallığı kurmak için gerekli olan sihri yeniden oluştururlar. Disneyland bir kez daha dünyadaki en mutlu yer olur!






Bizde gösteri sonrası inanılmaz aile oyuncağımız elimizde , yüzümüzde gülücüklerle mutlu mutlu evimize yola koyulduk..

11 Ekim 2010 Pazartesi

GÜZEL BİR PAZAR ANCAK KAHVEYLE TAM OLUR


İyi bir kahvaltı sonrası kim hayır diyebilir ki

Köpüklü , misk kokulu bir Türk Kahvesi ve yanında liköre....

E biz de diyemedik zaten ....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...