Hürriyet

Lilypie Kids Birthday tickers

25 Ekim 2010 Pazartesi

İYİ CÜCELER

Cumartesi günü İyi Cücelerdeydik.
Kitap okuma etkinliğinde
Tülin Kozikoğlu kitabını bir oda minik le beraber okudu .
Sonra resim yaptırdı , dondurma resmi
Sonra da gerçek dondurma dağıttı ..
Ki Elif en çok bu bölümü sevdi....







19 Ekim 2010 Salı

HAFTASONU ÖZETİ

Yine koşturmacalı bir haftasonu yaşadık biz. 16-17 ekim haftasonunda.

Sabah 11:00 deki diş hekimi randevuma ancak 11:30 da gidebildim çünkü bizde haftasonu kahvaltıları çok özel ve uzun . ( aslında bu konuda da bir post yazacağım yakında bekleyin)

Patates köftesi ve havuçlu kek bu haftasonunun özelleri idi. Resimlerini çekmeyi unutmuşum ama inanın çok lezzetli idiler :-)

Her zaman çok geriliyorum bu dişçi koltuklarında neredeyse koltuk kenarlarına tırnak izlerimi çıkarıyorum. En kötü yanı da bu uzun soluklu randevularımın ilki olması idi. Yani tekrar bu koltukta olacağım gelecek hafta yine . Umarım sonucu iyi olur...

Neyse şişmiş dudaklarımla gezimize ilk önce Kağıt Vs de başladık. Kil atölyesinde..
2 saat boyunca Elifi bekleme bölümü çok sıkıcıydı. Genelde hazırlıklı oluyoruz onu beklerken de biz bir şeyler yapıyoruz ama bu sefer atlamışım bunu. Ama sonuç güzeldi. Hatta biz sevgilimle sıkıldığımızı dile getirdiğimizde Elifim “ ama ben çok eğlendim “ dedi.

Pazar sabahına ise Avrasya Maratonu ile başladık. Acıbadem başlangıç noktasından başladık yürümeye . Haberlerde izlemişsinizdir kalabalıktı ve köprü de gerçekten sallanıyordu. Hatta ben biraz korktuğum için köprü üzeri hızlı bitirip hemen dönüşe geçtik biz. Gün sonunda farkettik ki 5 km yürümüşüz. Bizim için sorun değildi ama Elifim de bizimle yürüdü :-)









Akşam ise bir yakınımızın düğünündeydik. Kızım babası ile dans etti :-)

İTALYA

1 Haftalık İtalya gezimiz ailece yaptığımız ilk Avrupa turumuz ünvanını elinde tutuyor.
Kaldığımız sürece çok gezdik , eğlendik ve yorulduk. Bir tur ile gitmediğimiz için herşeyi biz planladık.
Otellerimiz için : booking.com
Şehirler arası ulaşım için tren ve uçak :
trenitaliaeasy jet
Şehir içi ulaşım için :
Otobüs , metro
Kullandık.
Bu şekilde gerçekten çok yorucu oldu bunu söyleyebilirim. Belki de çocukla olduğumuz içindir. Bundan sonrakilerde tur tercih edeceğiz. Ama siz karı koca maceraya atılalım , gezelim , tozalım diyorsanız bu şekilde de güzel . Ayrıca bu şekliyle gerçekten heryeri daha iyi algılayabiliyorsunuz. Detaylar aşağıda ;

Milano marittima

Küçük bir sahil kasabası
Ama nasıl şirin , nasıl elit anlatamam.
3 gün kaldık ve kaldığımız sürece bir yağmur yağdı bir güneş açtı . Ama yine de tadını çıkaracak şekilde gezebileceğimiz kadar gezdik.
Otelimiz ve odamızdan çok memnun kaldık. Kocaman geniş bir odamız vardı. Hergün düzenli temizlendi. Kahvaltı menüsü geniş sayılırdı ama bana hitap etmedi . Peynirsiz ve zeytinsiz hali ile....
Yapılabilecekler ;
Kesinlikle bisiklet kiralayıp şehri gezin derim. O kadar güzel tadı çıkıyor ki anlatamam. Hatta ne kadar doğru bilemiyorum ama buradaki bisiklet kullanımı Amsterdam ‘dan bile fazlaymış. Gerçekten bunu gözlemleyebiliyorsunuz etrafınızda yaşlısı , genci herkes bisikletli.
Cervia ‘yı ve pazarını gezin. O kadar şirin bir bölge ki burası . Perşembe günleri açık pazarı var. ( biz daha önce geldiğimizde cumartesiydi ama şimdi değişmiş ) Güzel bir kapalı sergi alanları var meydanda. Biz gittiğimizde süper bir eğlence vardı . Tüm Avrupa ülkeleri tanıtıma gelmişler ve yörelerinin özel ürünlerini pazarlıyorlardı. Çok sevimli bir yaşlı grupta şarkılar söyledi , herkes dans etti.
Gelato yiyin. Ben Roma ‘dan daha çok sevdim buranın Gelatolarını . Süper lezzetli yumuşacık gelatolara Elif de bayıldı. Hasta olacak korkusuyla kontrol etmeye çalıştım ama nereye kadar :-)
Yakınlarda Ravenna var. Burada oldukça güzel kiliseler var aynı bizim İznik seramikleri ile süslenmiş. ( tabi ki İznik seramiği değil ama görüntü benziyor )




Venedik

Milano Marittima dan tren ile Venedik’e gittik. İtalya’da tren ağı oldukça gelişmiş. Oldukça uygun fiyatlarla ve konforla seyahat edebilirsiniz istediğiniz bölgeye.
Çok rahat bir yolculuk yaptık. Hatta 4 kişilik koltuklardan birine bir Amerikalı tur rehberi de oturmuştu çok güzel sohbet ettik yol boyu.
Venedik eski Venedik ve yeni Venedik olarak 2 bölgeden oluşuyor. Eski Venedik bizim bildiğimiz hani şu kanalların olduğu masalsı bölge. Ama burası çok turistik olduğu için herşey çok pahalı. O yüzden biz yeni Venedik’te bir otelde kaldık. Otelimizi seçerken ben umutlu değildim ama idare ederiz diye düşünmüştüm.
Ama tam tersi oldu. Güleryüzlü , yardımsever ve İngilizceye hakim çalışanları , temizlik ve düzeni ile beni şaşırttı Hotel Al Vivit .
Odamız konusunda ise mutsuzdum. Ara boşluğa bakan küçücük , kibrit kutusu kıvamında küçük bir odaydı. Ama sesimizi çıkarmadık sabah çıkıp akşam uyumaya girdiğimiz ve çalışanların yardımsever olmaları dolayısı ile .
Kahvaltı herzamanki gibi ... Eee mecburen alıştım...
Akşamları 2 farklı yerde yemek yedik.
İlki İstanbulda da şubesi olan FLB . Tanıdık bir marka diye gittik yemeklerinde hüsrana uğramayalım diye.
Önce saat 18:45 te oradaydık kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 15 dakika oyalandık 19:00 da gittik kapalıyız 15 dakika sonra dediler. 19:30 a kadar bekledik ne olur olmaz diye . Gittiğimizde kapıyı yeni açmışlardı :-( Ve tüm bu süre boyunca tüm gün yorulmuş ve acıkmış olan kızımı da ikna edip bekletmiştik. Çalışanlar ingilizce bilmiyorlardı. Siparişte yardımcı olamadılar. Bizde nasıl olsa pizza yeriz diye menüde seçim yapıp işaretle sipariş verdik. Yemekler güzeldi. Ama gecenin sonunda yine de mutsuzduk bizi bu kadar yordukları için :-(



İkincisi ise yerel bir lokanta idi. Kartını kaybetmişim ve adını da unuttum ama biz buradan çok memnun kaldık. Yemekler , servis elemanları ve ortam çok nefisti. Tam puan :-)
Kaldığımız sürece her sabah kahvaltı sonrası hazırlanıp çıktık ve otobüslerle eski Venedik’e gittik.
Otobüs numaraları ve saatlerini öğrendikten sonra oldukça rahat bir ulaşımı var. Yeni Venedik – Eski Venedik arası 30 dakika kadar.
Venedik yürüyerek gezilemeyecek kadar büyük . En önemli yerli gezmek için gondol veya botları kullanabilirsiniz. Biz bot tercih ettik daha uygun fiyatlı olduğu için.
Kesinlikle görülmesi gereken yerler ; Rialto köprüsü , St Marco Meydanı , Büyük Kanal
Bizim bindiğimiz bot Grand Canal üzerinde gezerek St Marco Meydanına ulaştı. Bu şekilde her yeri rahatlıkla gezebildik.
Çok ilginç bir şehir burası yerli Venedik’liden çok turist var. O kadar kalabalık ki anlatamam. Daracık sokaklarda yürürken Mahmutpaşa da yürüyor sanırsınız kendinizi. Etrafımda hep gerçek Venedikli aradım sadece bir an botta gezerken evlerden birinin camı açılıp bir örtü silkenince sanırım bir Venedikli gördüm o kadar..
Venedik film festivali veya karnavalı sırasında nasıl oluyor buralar diye de düşünmedim değil !!
Bir dahaki sefere kesinlikle bir turla gelip her noktanın tarihini dinlemeyi not ettim kendime.



Roma

Vendik –Roma arası easyjet ile uçtuk.
Elbette THY konforunda değildi. Ama uygun fiyatlı idi.
Kaldığımız bu otelden çok umutluydum hem seçerken okuduğum yorumlar hem de 4 yıldızlı olması nedeni ile. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığı. Hotel American Palace Eur otelini seçeceklere bir daha düşünün derim.
Büyük olması nedeni ile yıldız sayısı almış sanırım . Ama ne çalışanlardan ne de restaurantından memnun kaldık.
Restaurantında bir kez öğlen bir kez de akşam yemeği yedik ama tek kelime ile felaketti. Ne servis , ne lezzet hiç bir şey yok. Verdiğimiz paraya çok acıdım burada. Mecburiyetten tercih ettik her seferinde ama keşke biraz daha arasaydık dedik hep de..
Roma’da ulaşım için metro ve otobüs kullandık. Bir de hop in hop out lar.
Roma meydanlardan oluşuyor , inanılmaz etkileyici bir şehir. Açık hava müzesi gibi. Her yeri tarih . Ne kadar sevdim size anlatamam. Gördüğüm her yerde bu da çok etkileyici bu daha da etkileyici diyerek dolaştım. Ben bu şehre bayıldım ! Tekrar tekrar gezsem bıkmam herhalde
Spana ( ispanyol merdivenleri ) , Piazza Venezia (Venedik Meydanı) , Collesium , Aşk çeşmesi , Vatikan




Spagna da Leonardo diye bir restaurant bulduk ( sanki sadece ben buldum :-) ) gidip lütfen burada yemek yiyin. Çok romantik.
Gezerken tabiki Roma Hard Rock Cafe ‘de atlanmadı:-)

Bir sonraki avrupa gezimizde buluşmak üzere yorgun ama mutlu , elimiz kolumuz hediye paketleri dolu İstanbul ‘a THY ile dönüş ile kapattık bu seyahati..

Tüm bu 1 hafta boyunca Elifim çok yoruldu gerçekten. Benim bile gezmekten ayaklarım akşam ağrıyor idi. Ama buna rağmen neredeyse hiç kapris yapmadı benim kuzum.

O benim evimin neşesi , bitanem yaaa :-)

12 Ekim 2010 Salı

DISNEY ON ICE



3 ekim saat 18:00 de Abdi İpekçi Arenadaydık ailece.
Elif İtalya 'dan dönüşünü iple çekti sırf bu gösteriye gideceği için.
Daha ilk ilan edildiğinden beri sayıklıyordu
Açıkcası bende buna benzer tüm gösterilere gittiğimiz için tekrar bu gösteri içinde para harcamak istemiyordum.
Şansımıza Hürriyet Çocuk Klübünün çekilişinden bize de bilet çıktı ..

Soğuk ve rüzgarlı bir günde koşturduk gösteriye yetişmek için.
Girişte çocuklar için boyama , fotoğraf çektirme gibi etkinlikler vardı.









Oyuncaklar ise ateş pahasıydı her zamanki gibi..



Sıramız en arkalara yakın bir yerdeydi. Ama salon çok dolu olmadığı için net izledik herşeyi.

Bu sefer konu ;

Mickey, Minnie, Donald, Daisy, Goofy ve Pluto artık bir değişikliğin zamanı geldiğine karar verirler. Disneyland’da evsahibi olmak yerine bu defa kendileri Disneyland’a gitmek üzere bir plan hazırlar. Maalesef bu arada “Kötü Kalpli Kraliçe” nin başka planları vardır ve Minnie’nin parmağını, dönen bir tekerliğe sıkıştırarak sihirli krallığı 100 yıllık bir uykuya sürükler, hem de olanlardan habersiz Donald’la birlikte! Mickey, Pluto ve Goofy seyircilerin yardımıyla neler olduğunu, Minnie ve Donald’ın yardıma ihtiyaçları olduğunu fark ederler. Sonrasında, “İnanılmaz Aile”den destek alırlar. Ve böylece bütün kahramanlar cesurca kötü kalpli kraliçenin peşine düşer, yine seyircinin yardımıyla Minnie ve Donald’ı uykularından kurtararak sihirli krallığı kurmak için gerekli olan sihri yeniden oluştururlar. Disneyland bir kez daha dünyadaki en mutlu yer olur!






Bizde gösteri sonrası inanılmaz aile oyuncağımız elimizde , yüzümüzde gülücüklerle mutlu mutlu evimize yola koyulduk..

11 Ekim 2010 Pazartesi

GÜZEL BİR PAZAR ANCAK KAHVEYLE TAM OLUR


İyi bir kahvaltı sonrası kim hayır diyebilir ki

Köpüklü , misk kokulu bir Türk Kahvesi ve yanında liköre....

E biz de diyemedik zaten ....

KAÇIRDIKLARIM

Eeee bu koşuşturmacada isteyip de gidemediklerim de oldu elbet.

Buna rağmen sizlerle yine de paylaşmak istedim belki siz de oradaydınız diye. E o zaman hadi yorumlarınızı bırakın . Nasıl beğendiniz mi?

Maçka parkında Gdo ‘suz piknik / fikir sahibi damaklar ın öncülüğünde 10.10.10 saat 10 da başlayan bir piknik idi bu. Herkes evden yaptığı yiyecekleri getirip çoluk çocuk hepberaber yedi.
Amaç iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir tarıma yönlenmek.
Detaylar için lütfen buraya

Kartal ekolojik pazarda etkinlikler
Bu haftaki ekolojik pazarda değişik etkinlikler yapıldı hem çocuklar hem de yetişkinler için.
Sonradan öğrendim ki etkinlikleri devam edecekmiş.
Eğer sizde alışveriş için burayı tercih edenlerdenseniz etkinlik detayları buradaki linkte..

KANYON / KEREM GÖRSEV KONSERİ

Haftasonu Pazar günü / 10.10.10 saat 14:00 de başladı konser

Tahminimden daha kalabalıktı. İçecek ikramları da vardı şarap , bira , kahve ve çay. Kim ne isterse alabiliyor. İçecekler yudumlanırken Kerem Görsev ‘de güzel güzel çalıyor.

Biz sonuna kadar kalamadık. Çok soğuk geldi sanırım yeterli giyinmemişiz ve Elifi de belli bir saatte teyzesinden almamız gerekiyordu.

Kaldığımız sürece bari fotoğrafları çekelim dedik .Ama onda da şansızlık şarjımız bitti. Bizde bu kadarla idare etmek zorunda kaldık.

Kanyondaki diğer etkinlikler için lütfen linki tıklayın..



BAYKUŞ KRALLIĞI EFSANESİ


Kış sezonu açıldı. Filmler ,etkinilkler, tiyatrolar ve gezmeler.

Artık Elif de kendi istediklerini bulup haftasonu için talep ediyor.

Baykuş efsanesi de bunlardandı. Tabi yanında patlamış mısır ile.

Film bu yaştaki çocuklar için fazlaydı ama biz kocacımla çok sevdik. Elif ise tamamı ile ne zaman patlamış mısır yiyeceği , sonrasında su içeceği ve tabiki tuvalete gidileceğine konsantre olmuştu.

Kısaca önerim bu filme 8-9 yaş altındaki çocuğunuzla gitmeyin. Ancak onların anlayabileceği seviyedeki bir film.




Not: bu arada ben çok sevdim filmi hatta bir ara bende uçuyorum zannettim.

MİSK

İtalya da çok gezdik yürüyerek tabi.
Hava çok değişkendi gün içinde bir soğuk bir sıcak
Bavulları taşımaktan , Elifin peşinde koşturmaktan yorulduk.
Sonuçta güzelce şımartılmayı hakettim.
Burayı birkaç ay önce keşfetmiş ve denemeye karar vermiştim.

Zamanlama olarak da İtalya dönüşü gerçekten çok uygundu.

Misk Nails

2ekim cumartesine hemen randevumu aldım .
İçeri girer girmez insanın içi açılıyor beyaz ve pembe hakimiyetindeki dekorasyon ile
Çalışanlar çok nazik ve saygılı
Çok hoş ve bağırmayan bir müzik çalıyor
Ferah ve aydınlık bir yer
Ve en önemlisi çok temiz ve hijyenik.
Sahibesi hanımefendi size isterseniz tüm ürünleri ve uygulamaları detaylı olarak anlatıyor ve sizin taleplerinizi soruyor. Bu şekilde sizde gerçekten hangi uygulamayı alacağınıza karar veriyorsunuz.
Çıkarken faturanızı çok şirin bir şekilde size teslim ediyorlar.
Sonuçta ben memnun kaldım ve düzenli bir şekilde gitmeye çalışacağım. Size de tavsiye ediyorum.

5 Ekim 2010 Salı

MERHABALAR

Geri geldik.
10 günlük tatile 1 haftalık İtalya gezisi , güzel anlar , resimler , yemekler , dönüşte müthiş yorgunluk , kirli çamaşırlar , ütüler ve Disney on Ice gösterisi sıkıştırdık.
Tek tek hepsi geliyor...

21 Eylül 2010 Salı

UNUTMAYIN

Malum 1 haftalığına İstanbul dışında olacağız.
Uzaklarda ..
Elbette dönüşte bol bol anlatacağım gezdiğimiz yerleri resimleri ile

Ama o ana kadar hatırlatmak istedim ;

1 ) Santral İstanbul da Güz dönemi etkinlik programı belirlendi. Kendinize uygun bir program muhakkak ki bulabilirsiniz. Biz çoğu haftasonu orada olacağız. Görüşürüz.



2 ) Boyut Yayıncılık isteyen herkese Sabiha Paktuna Keskin 'in bir kitabını ücretsiz gönderiyor. İlgileniyor iseniz buraya bir tık lütfen.

3 ) Disney On Ice gösterisi yaklaşıyor. 29 eylül den itibaren İstanbul'da gösteriler başlayacak. Elifim gördüğü andan beri buraya gitmeyi sayıklıyor.
Kısaca ;
Mickey Mouse, Minnie Mouse ve dostlarının Disneyland’da geçirdikleri renkli bir macerayı konu alıyor. İzleyenlerin bir Disneyland deneyimine ortak olduğu gösteride Disney’in İnanılmaz Aile, Alice, Karayip Korsanları ve Oyuncak Hikayesi’nde Buzz Işıkyılı gibi Disney karakterleri de buz sahnesinde yerlerini alıyorlar

Detaylar için tık ..

OKUL ZİLİ ÇALDI

Evet benim miniğim için de okul zili artık her eylül çalacak inşallah.
Uzun zamandır süren okul arayışımız sonrası iyice depresif olmuştum.
Hangisi daha iyi okul diye ; devlet okulu mu , özel okul mu ?
Bizim gibi maaşlı çalışan insanlar için bu ikilemi çözmek gerçekten zor.
Bizde uzun süren arayış , sıkıntı , depresif süreç sonunda napalım artık bu olsun modu ile bir okula yazdırdık Elifimi.

13 eylül günü de ailece okula gittik .Öğretmeni ile tanıştık . Kendimizi tanıttık.
İlk hafta günde 1.5- 2 saat geçirerek birbirlerini tanıdılar.
Bu haftadan itibaren de artık tam anlamıyla okullu oldu.

Şu ana kadar özel bir şikayeti olmadı . Hatta dün akşam heyecanla ve istekle suluk ( matara ) almaya gittik. Kendine winx li bir tane seçti.Ben daha sağlıklı bir şey aldırmaya çalıştım ama nafile.. Tüm bu heyecanlarından bende oldukça memnumun. Hiç bitmez inşallah.
Forma ise şimdilik belli değilmiş ?? Nasıl oluyorsa artık sonradan karar veriliyormuş anaokulunda gerekip gerekmediğine.

Bu hafta sonu blog buluşması var unutmayın. Ben gidemeyorum ve aklım kalıyor gerçekten. Sevgili blog arkadaşlarımın sitelerinden resimleri ve yorumları takip edeceğim ama.

Ben ise haftasonu Elifim ve sevgilimle İtalya'da olacağım inşallah.
Dönüşte görüşürüz.

17 Eylül 2010 Cuma

OH BE ARTIK NORMALE DÖNDÜM

evet tekrar umutlu & mutlu günlerime döndüm :-)

önce kısa bir özet :
tam olarak ne zamandı hatırlamıyorum ama 3 eylül cumartesiydi galiba Elif ile beraber Çılgın Hırsız 'a gittik.

Kötü adam Gru ve 3 küçük ve acaip sevimli yetim Margo , Edith , Agnes 'in maceralarına ben bayıldım.
Hele o en küçüğün masum bakışlarına ve ses tonuna bittim.






Sonra gelelim bayramımıza;

Her zamanki gibi bizim için çok zordu.
Ziyaret edecek çok büyüğümüz olmayınca bir günde heryeri bitirebiliyoruz.
Tabi herzamanki sabah seremonimizi yaptık . Bayram namazı sonrası hepberaber bayramlaşma ve kahvaltı.
Bayramlaşmada Elif'e el öptükten sonra verdiğimiz paraları bu yıla kadar hep kumbarasına atabiliyorduk ama bu sene onları kendi harcamak istedi ve kumbara boş kaldı :-( Artık gelecek yıllarda da bu rutinde gideriz herhalde..
Kahvaltımız ise çok özeldi. 1 ay sonra ilk kahvaltı olması nedeni ile.
Resimlerde yakında geliyor..

Bu arada bu haftasonu için Sultanahmette Simit Festivali olduğunu biliyormuydunuz ?
Biz bir ara uğramayı düşünüyoruz. Aklınızda bulunsun.

Herkese güzel , mutlu haftasonları olsun...

15 Eylül 2010 Çarşamba

AY ŞİMDİ ÇILDIRICAM

Çocuklar büyüdükçe problemler de büyürmüş ne kadar da doğru bir söz. En azından bizim ailemizde durum bu.
Küçükken ne kadar şirindi . Küçük toparlak suratlı , sevimli , gülücükler dağıtan bir bebeğim vardı ve onunla ilgili herşey çok güzeldi. Problemlerimiz uykusuzluk , gaz ve yemek gibi şimdi basit gelen ama o zaman çok büyük konulardı.
Şimdi neredeyse 5 yaşına girecek ama problemleri onun yaşından daha hızlı büyüdü.

Özellikle sanki tüm problemleri benimle daha da büyüyor gibi. Babası için benim üzerinde durdurğum konular geçici , gereksiz yere büyütüyorum. Kısacası sorun yok ama ben sorun yaratıyorum. Zaten Elif te babasıyla daha mutlu. Sadece onunla oyun oynuyor , gezmeye gidiyor... Babası eve geç gelince benimle değil oynamak konuşmuyor bile ve hep erkenden yatıyor. Yani benimle zaman geçireceğine uyumak daha kolayına geliyor.
* eve ben gelince asla hoşgeldin demek , sarılmak yok . Gerçi kimseye bunları yapmıyor ama babası gelince durum farklı
* küçükken benimle yaptığı ve benimde çok sevdiğim kitap okumak aktivitemiz bu yıl başından beri yok. Kitap okuyalım mı dediğim anda kaçıyor veya kısaca istemiyorum diyor. Etrafta yaşıtı çocukların anneleri ile konuşuyorum tüm çocuklar kendilerine kitap okunmasından çok memnunlar.
* nerede nasıl davranması gerektiğini bir türlü öğretemedim. diyelim ki komşumuz bizim yanımızda ay ne şeker çocuk deyip başını okşamak istesin hemen suratını buruşturup bağırmaya başlıyor. Tamam biliyorum herkese gülmek kendini sevdirmek zorunda değil ve bu konuda onu destekliyorum ama bu şekilde davranmak da doğru değil sanki dağ kaçkını adamlar gibi . Ortası öğretilemez mi bunun ?
* asla sportif bir aktivite yapmak istemiyor. artık yüzme , atletizm yapması hayalini kurmuyorum ama sitede arkadaşları ile kaykaya veya bisiklete bile binmiyor. Üstelik her ikisinden de aldık ona ki alternatifi olsun . ama o onları kullanmıyor bile arkadaşları kullanırken de onları izleyip sonra yanlarına gelmelerini bekliyor.
* bıraksan tüm gün televizyon izleyecek. Nasıl engeleyeceğimizi bulamadım . Onu meşgul edecek aktivite ayarlamaya çalışıyorum ama onun yerine televizyonu tercih ediyor ve ben tüm gün işte olunca kontrolü kaybediyorum.


Çok karışık oldu dimi ?
napiim o kadar doldum ki aklıma gelenleri hiç süzmeden yazıyorum.
ya da çok mu basit ?
ama yaşarken tüm bunlar insanı deli ediyor ve yaşarken gerçekten çok komplike..
ya da anlaşılmaz ve eksik anlatımlı ?
belki de haklısınız ama inanın kapana kısılmış hissediyorum. Sanki tüm olumsuzluklar kızımda toplanmış gibi .Ve ben nasıl düzelteceğimi/düzeleceğimi bilemiyorum.
Allahım oralarda bir yerlerde çözüm var mı ? Ben mi göremiyorum ?

Ne düşünüyorum biliyormusunuz ? Herkesin süper çocukları var, mutlu , sağlıklı , iyi yetiştirilmiş . Etraf onlarla dolu .
ama ben tek başımayım . Bu resmin dışında yani...


*

10 Eylül 2010 Cuma

İyi Bayramlar


Herkese şeker gibi bir bayram olsun ,
Sağlık , huzur ve mutluluk hep bizle olsun...

3 Eylül 2010 Cuma

3.BLOG YAZARLARI BULUŞMASI




Detaylar için lütfen burayı ziyaret edin...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

EFSANE İSTANBUL

Ramazanda oruçlu olunca hareketler ağırlaşıyor ve bu dönemde genelde çok fazla bir şey yapamaıyoruz.

Fakat allahtan 22-23 ağustos haftasonunda Söz Danışmanlık'ın katkıları ile Sakıp Sabancı Müze'sinde düzenlenen İstanbul'un Tılsımları etkinliğine katıldık Elifim ile.
O arkadaşları ile etkinlikte iken bizde kocacım ile Efsane İstanbul sergisini gezdik.

Çok etkileyici idi.
Tarih öncesi dönemden , Roma , Bizans , Osmalı dönemlerindeki başkent İstanbul dan inanılmaz eseler gösteriliyor.
Sergi ve eserlerin detaylarını müzenin web sayfasında da görebilirsiniz.
Ama gidip gezerken hissettikleriniz , düşündükleriniz hiçbir şey ile kıyaslanamaz.
Gerçekten etkileyici olmuş.

bu da Elif'in çiçek tılsımları ile dolu İstanbul resmi



23 Ağustos 2010 Pazartesi

BİLMECE

Dün kızımı tuvalete götürürken yaptığımız konuşma ;

B: canım çişin mi geldi ?
E : hayır başka bi şii
B : ne demek başka bi şey ?
E: Bak sölicem şimdi ;
doing diye ses çıkarır
çişlerin arasına düşer
siyah renklidir
ka ile başlar
Bulabildin mi anne ?


:-)
Bileniniz varmı ?

20 Ağustos 2010 Cuma

NEFRET EDİYORUM

Bu aralar tüm cümlelerimiz buna bağlanıyor.

A:Canım parka gidelim mi ?
E:Gitmem parktan nefret ediyorum!!

A:Hayatım "R..." ( en sevdiğimiz arkadaşımız ) bisiklet sürüyormuş seni de çağırıyor.
E:Hayır bisiklet sürmekten nefret ediyorum!!

Örnekler böyle uzayıp gidiyor.
Şimdilik tüm bu negatif enerjimiz nedeni ile en sevdiğimiz arkadaşımız ile ne oyunuyoruz ne de konuşuyoruz.
Acaba böyle bir dönem varmı çocuklarda ?


Beklemedeyim bakalım ne kadar sürecek.

19 Ağustos 2010 Perşembe

SONUNDA KAVUŞTUM

Evet uzun zamandır bekliyordum onları
Acaba nasıllar diye düşünmeden bir gün bile geçirmedim
Hergün benim için daha da uzuyordu beklemede olunca
Arada dayanamayıp nerdeler diye de sordum zaten

Ve sonunda kavuştum onlara
Burcu 'nun çektiği fotoğraflara
Değmiş
Gerçekten beklemeye değermiş .
Ben kendi adıma çok memnunum , bayıldım , hergün tekrar tekrar bakıyorum resimlerimize

Ellerine , gözlerine sağlık Burcu.

not: benimde makinam var ama benim elimden hiç böyle sonuçlar çıkmıyor . Sanırım bu bir yetenek:-) veya yeteneksizlik :-)











17 Ağustos 2010 Salı

SON ETKİNLİKLERİMİZ

Yuva sayfasını kapatıp evde zaman geçirmeye başladığımızdan bu yana Elifim yine boş durmamış .
Ya tatil ile İstanbul dışındayız
Ya ananeyle İStanbul keşfinde
ya da etkinliklerde
İşte gittiği son bir kaç etkinlikte bunlar ;

Serhan Şeşen Derneği
Söz Danışmanlığın organize ettiği bir etkinlik için 11 ağustosta Serhan Şeşen Derneğine gitti Elifim .
Hafta arası olması nedeni ile ben sadece Elifin anlattıklarından ( ki toplam 4 kelimeden ibaret ) eğlendiğini ve uçak resmi yaptıklarını anladım.
En kısa sürede öğrenmeliyim detayları
Ve mümkünse yaptığı resimleri görmeliyim :-)

Kağıtvs
14 ağustos Cumartesi yine Kağıt vs deydik.
Dinozor yaptık , resim boyadık
Harika saatler geçirdik.
İnsan buraya gelince zaten kendsini kaybediyor doğal olarak da bir sonraki gelişi iple çekiyor.




Kediler ve Köpekler
Elifim haftabaşında işten beni ve babasını ayrı ayrı arayıp bu filme gitmek istediğini bildirdi.
Ee mecburen bizde 15 ağustos Pazar günü Capitol ‘e gittik
Film insanların en iyi dostu köpeklerle , kedilerin kötü bir kediye karşı ilk kez işbirliği yapmasını anlatıyor.
Eğlenceli bir film
Bizim için ise bol patlamış mısırlı bir kaç saat demek

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ EPISODE 2

Evlilik yıldönümümüz bu yıl ramazana denk geldi. Ve yanlış hesaplamıyorsam bundan sonraki 2 yıl daha böyle olacak.
Benim sevgilimde bu sebeple 9 ağustos Pazartesi akşamına program yapmış .
Yaklaşık 15 gün boyunca ben yer bilgisini öğrenmeye çalıştım ama söylemedi.
Sürprizmiş
Sonunda gittiğimiz yer gerçekten sürprize değer çıktı.
Karakol restaurant


Açılışından itibaren hep burayı merak ettim ve gitmek istemiştim.
Benim sevgilim bunu hatırlayıp buraya rezervasyon yaptırmış. Çok sevindim.

Biz genelde güneş batımı ile bu tip özel yerlere gitmeyi seviyoruz ama bu sefer şartlar nedeni ile erkenden saat 19 civarı gittik restauranta. Ama ben size güneş batımı ile beraber gitmenizi güzel havalarda dışarıda oturup sessiz ve sakinliğin tadını güzel bir şarap ile çıkarmanızı öneririm.

Öncelikle içeri girişler akşam yemeklerinde rezervasyonsuz mümkün değil kapıda direk sizi durdurup soruyorlar. Buna dikkat etmenizi öneririm.

Topkapı Sarayının içinde Aya İrininin yanındaki restaurantın şahane bir manzarası , dingin ve huzurlu bir ortamı var.

Yemeklere gelince tek kelimeyle enfes.
Biz seçim yaparken oldukça yardımcı , nazik ve bilgili garsonlara kendimizi teslim ettik ve pişman olmadık.

Mümkün olduğunca resimleri çekmeye çalıştık ama lezzetlerine karşı koymak pek mümkün değildi.
İşte bazı resimler ;
Başlangıç olarak (allahım sanki tekrar yemekdeyim)
*Saray usülü taze baharlı mantı çektirilmiş et suyunda süzme yoğurt ve taze nane ezmesi ile
*Fırında ekşili etli asma yaprağı sarması toprak kapta




Ana yemeğimiz
Fırında ege usulü levrek ( bu elbette benim malum denizden babam çıksa her zaman yerim )
Kuzu kuşgömü ızgarada yoğurtlu közleme sebze söğürmesi



( ay pardon ağzımın suyu mu damladı ne )
Tatlılara yer kalmadı ama onlarda harikadılar eminim.



Sonuç olarak acilen karakol restauranta tekrar gidile ara fazla açılmaya diyorum :-)

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ

7. yılımıza girdik bu yıl.
Ne kadar da çabuk ve dolu dolu geçti yıllar
Hayatımın en güzel 6 koca yılı için teşekkürler
İyi ki evet demişim o gün sana
Diğer yarım , sevgilim , herşeyim
Seni Seviyorum

İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı,
gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı…aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp,
şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını.
Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne,
varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli,
incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü…kramplar girmeli midesine,
onsuzluk aklına geldikçe!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini.
Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine
dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını,
öfkesini, sevincini, coşkusunu…vs.
Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup,
huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı…
Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da…
Bir eşi olmalı insanın!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye
başlamalı. Seni şimdiden özledim!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda
kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı…aşkla karşılamalı,
hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli,
yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı
yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.
Mutluluk saçmalı etrafına.
Bir eşi olmalı insanın,
cennetten köşe almışcasına sevdiği,
sakındığı, bakmaya kıyamadığı…Her bir hücresinden aşkın
fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!


not: bu şiiri internette gezerken okumuştum bir ara ve çok beğendim. şairini bilen varsa lütfen bildirirmi ? Yanlışlıkla hata yapmış birine ait özel bir şiiri habersiz yayınlamış olmayayım.

LUNAPARK

Her çocuğun gitmeye bayıldığı yerlerin başında geliyordur değilmi lunaparklar
İşte bizde arada sırada götürüyoruz Elifimizi
İstanbuldayken Bostancı ya veya Viaporta gidiyoruz.

Ayvalıkta iken de böyle bir yer görmüşken gitmemek olmazdı zaten.
Bayıldık biz
yani biz sıcaktan Elifim ise eğlenmekten..



AYVALIK &CUNDA

Bu yıl tatil ve gezmede iyi gidiyoruz. Yazın 2. Arasında fazla para harcamayalım dedik ama yine de şartlarımız vardı:
Temiz ve sakin bir deniz , temiz ve düzenli bir tesis gibi. Tüm bunlara kocama bir uygun fiyatı da ilave edince çok alternatifimiz kalmadı. Ya da biz bulamadık.

Sonunda Sarımsaklı da bir aparta gittik.
1 hafta boyunca yüzdük , gezdik geldik.

Apartı beğendikmi kısmına hayır
Deniz kısmına evet
Sahil kısmına ise tekrar hayır

Ben kullandIğı yeri bu kadar pis bırakan başka bir millet varmı bilemiyorum. Herkes plaja pikniğe gelir gibi poşetlerle , torbalarla gelip yiyip içtikten sonra pisliklerini bırakıp gidiyordu. Ve ben buna genel olarak dayanamıyorum. Nasıl bir insan poşetini , pisliğini çöpe değilde oturduğu ertesi günde geleceği yere bırakır ???
Bunun mantığını kesinlikle anlamıyorum. Orada ertesi gün sende oturacak , çocuğunda yüzecek hiçmi düşünmüyorsun ???

Sinirlenme bölümleri dışında denize girdik ki bu bizim için çok önemliydi. Üstelik denize girmeme takıntısı olan kızımda girdi denize .
Şeytan sofrasına gittik .
Cunda 'ya gittik hem gezmeye hem yemek yemeye. Ara sokaklarında gezmek , sahilde sakızlı dondurma yemek , lokma tatlısı yemek ve Gurme boncuk'ta akşam leziz balıkları tatmak .
Tek kelime ile Cunda şahaneydi.
Tatilin en güzel zamanlarından dı Cunda.

Kısaca aşırı sıcakta Elifi mümkün olduğunca korumaya çalışarak , çevreyi kirleten tüm bu insanlarla kavga etmemeye çalışarak tatilimizi yaptık.
Harika Cunda ve vasat Sarımsaklı da ..

Sonrasında hep düşündüm acaba harcadığımız paraya başka bir yer bulabilirmiydik daha memnun olacağımız diye ?

SELAMİÇEŞME ÇOCUK TİYATRO FESTİVALİ

Bu yıl biz 2. Defa gidiyoruz ama tiyatro festivali 9.kez düzenlendi bu yıl.
Planımızı yaptık Elifin çok sevdiği arkadaşını da aldık ve “Çirkin Ördek Yavrusu” na gittik 2 temmuzda.

2 yaşdaş çocukla tiyatroya gitmek biraz zorlayıcı olabiliyor ama sanırım bu işi kazasız belasız bitirdik.
Akşam boyunca sırayla canları patlamış mısır , şeker , dondurma ve şu an aklıma gelmeyen almadığım bir sürü şey istedi
Sonra herbirinin arasında susadılar
Sonra tuvaletleri geldi
Sonra da gösteri bitti zaten :-)

Tiyatro ağzına kadar doluydu giriş için uzun bir kuyrukta beklemek zorunda kaldık. İçerisi de biraz gürültülüydü ama kızlar eğlendiler.

Gece eve dönerken arabanın arkasında ikiside kıkır kıkır gülüyorlardı ki tüm yorgunluğa deydi onları dinlemek ..
Üstelik neredeyse hergün bir daha gelmek üzere bir sonraki tiyatro gecesinin planlarını da yaptılar beraber :-)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...