Hürriyet

Lilypie Kids Birthday tickers

21 Eylül 2010 Salı

UNUTMAYIN

Malum 1 haftalığına İstanbul dışında olacağız.
Uzaklarda ..
Elbette dönüşte bol bol anlatacağım gezdiğimiz yerleri resimleri ile

Ama o ana kadar hatırlatmak istedim ;

1 ) Santral İstanbul da Güz dönemi etkinlik programı belirlendi. Kendinize uygun bir program muhakkak ki bulabilirsiniz. Biz çoğu haftasonu orada olacağız. Görüşürüz.



2 ) Boyut Yayıncılık isteyen herkese Sabiha Paktuna Keskin 'in bir kitabını ücretsiz gönderiyor. İlgileniyor iseniz buraya bir tık lütfen.

3 ) Disney On Ice gösterisi yaklaşıyor. 29 eylül den itibaren İstanbul'da gösteriler başlayacak. Elifim gördüğü andan beri buraya gitmeyi sayıklıyor.
Kısaca ;
Mickey Mouse, Minnie Mouse ve dostlarının Disneyland’da geçirdikleri renkli bir macerayı konu alıyor. İzleyenlerin bir Disneyland deneyimine ortak olduğu gösteride Disney’in İnanılmaz Aile, Alice, Karayip Korsanları ve Oyuncak Hikayesi’nde Buzz Işıkyılı gibi Disney karakterleri de buz sahnesinde yerlerini alıyorlar

Detaylar için tık ..

OKUL ZİLİ ÇALDI

Evet benim miniğim için de okul zili artık her eylül çalacak inşallah.
Uzun zamandır süren okul arayışımız sonrası iyice depresif olmuştum.
Hangisi daha iyi okul diye ; devlet okulu mu , özel okul mu ?
Bizim gibi maaşlı çalışan insanlar için bu ikilemi çözmek gerçekten zor.
Bizde uzun süren arayış , sıkıntı , depresif süreç sonunda napalım artık bu olsun modu ile bir okula yazdırdık Elifimi.

13 eylül günü de ailece okula gittik .Öğretmeni ile tanıştık . Kendimizi tanıttık.
İlk hafta günde 1.5- 2 saat geçirerek birbirlerini tanıdılar.
Bu haftadan itibaren de artık tam anlamıyla okullu oldu.

Şu ana kadar özel bir şikayeti olmadı . Hatta dün akşam heyecanla ve istekle suluk ( matara ) almaya gittik. Kendine winx li bir tane seçti.Ben daha sağlıklı bir şey aldırmaya çalıştım ama nafile.. Tüm bu heyecanlarından bende oldukça memnumun. Hiç bitmez inşallah.
Forma ise şimdilik belli değilmiş ?? Nasıl oluyorsa artık sonradan karar veriliyormuş anaokulunda gerekip gerekmediğine.

Bu hafta sonu blog buluşması var unutmayın. Ben gidemeyorum ve aklım kalıyor gerçekten. Sevgili blog arkadaşlarımın sitelerinden resimleri ve yorumları takip edeceğim ama.

Ben ise haftasonu Elifim ve sevgilimle İtalya'da olacağım inşallah.
Dönüşte görüşürüz.

17 Eylül 2010 Cuma

OH BE ARTIK NORMALE DÖNDÜM

evet tekrar umutlu & mutlu günlerime döndüm :-)

önce kısa bir özet :
tam olarak ne zamandı hatırlamıyorum ama 3 eylül cumartesiydi galiba Elif ile beraber Çılgın Hırsız 'a gittik.

Kötü adam Gru ve 3 küçük ve acaip sevimli yetim Margo , Edith , Agnes 'in maceralarına ben bayıldım.
Hele o en küçüğün masum bakışlarına ve ses tonuna bittim.






Sonra gelelim bayramımıza;

Her zamanki gibi bizim için çok zordu.
Ziyaret edecek çok büyüğümüz olmayınca bir günde heryeri bitirebiliyoruz.
Tabi herzamanki sabah seremonimizi yaptık . Bayram namazı sonrası hepberaber bayramlaşma ve kahvaltı.
Bayramlaşmada Elif'e el öptükten sonra verdiğimiz paraları bu yıla kadar hep kumbarasına atabiliyorduk ama bu sene onları kendi harcamak istedi ve kumbara boş kaldı :-( Artık gelecek yıllarda da bu rutinde gideriz herhalde..
Kahvaltımız ise çok özeldi. 1 ay sonra ilk kahvaltı olması nedeni ile.
Resimlerde yakında geliyor..

Bu arada bu haftasonu için Sultanahmette Simit Festivali olduğunu biliyormuydunuz ?
Biz bir ara uğramayı düşünüyoruz. Aklınızda bulunsun.

Herkese güzel , mutlu haftasonları olsun...

15 Eylül 2010 Çarşamba

AY ŞİMDİ ÇILDIRICAM

Çocuklar büyüdükçe problemler de büyürmüş ne kadar da doğru bir söz. En azından bizim ailemizde durum bu.
Küçükken ne kadar şirindi . Küçük toparlak suratlı , sevimli , gülücükler dağıtan bir bebeğim vardı ve onunla ilgili herşey çok güzeldi. Problemlerimiz uykusuzluk , gaz ve yemek gibi şimdi basit gelen ama o zaman çok büyük konulardı.
Şimdi neredeyse 5 yaşına girecek ama problemleri onun yaşından daha hızlı büyüdü.

Özellikle sanki tüm problemleri benimle daha da büyüyor gibi. Babası için benim üzerinde durdurğum konular geçici , gereksiz yere büyütüyorum. Kısacası sorun yok ama ben sorun yaratıyorum. Zaten Elif te babasıyla daha mutlu. Sadece onunla oyun oynuyor , gezmeye gidiyor... Babası eve geç gelince benimle değil oynamak konuşmuyor bile ve hep erkenden yatıyor. Yani benimle zaman geçireceğine uyumak daha kolayına geliyor.
* eve ben gelince asla hoşgeldin demek , sarılmak yok . Gerçi kimseye bunları yapmıyor ama babası gelince durum farklı
* küçükken benimle yaptığı ve benimde çok sevdiğim kitap okumak aktivitemiz bu yıl başından beri yok. Kitap okuyalım mı dediğim anda kaçıyor veya kısaca istemiyorum diyor. Etrafta yaşıtı çocukların anneleri ile konuşuyorum tüm çocuklar kendilerine kitap okunmasından çok memnunlar.
* nerede nasıl davranması gerektiğini bir türlü öğretemedim. diyelim ki komşumuz bizim yanımızda ay ne şeker çocuk deyip başını okşamak istesin hemen suratını buruşturup bağırmaya başlıyor. Tamam biliyorum herkese gülmek kendini sevdirmek zorunda değil ve bu konuda onu destekliyorum ama bu şekilde davranmak da doğru değil sanki dağ kaçkını adamlar gibi . Ortası öğretilemez mi bunun ?
* asla sportif bir aktivite yapmak istemiyor. artık yüzme , atletizm yapması hayalini kurmuyorum ama sitede arkadaşları ile kaykaya veya bisiklete bile binmiyor. Üstelik her ikisinden de aldık ona ki alternatifi olsun . ama o onları kullanmıyor bile arkadaşları kullanırken de onları izleyip sonra yanlarına gelmelerini bekliyor.
* bıraksan tüm gün televizyon izleyecek. Nasıl engeleyeceğimizi bulamadım . Onu meşgul edecek aktivite ayarlamaya çalışıyorum ama onun yerine televizyonu tercih ediyor ve ben tüm gün işte olunca kontrolü kaybediyorum.


Çok karışık oldu dimi ?
napiim o kadar doldum ki aklıma gelenleri hiç süzmeden yazıyorum.
ya da çok mu basit ?
ama yaşarken tüm bunlar insanı deli ediyor ve yaşarken gerçekten çok komplike..
ya da anlaşılmaz ve eksik anlatımlı ?
belki de haklısınız ama inanın kapana kısılmış hissediyorum. Sanki tüm olumsuzluklar kızımda toplanmış gibi .Ve ben nasıl düzelteceğimi/düzeleceğimi bilemiyorum.
Allahım oralarda bir yerlerde çözüm var mı ? Ben mi göremiyorum ?

Ne düşünüyorum biliyormusunuz ? Herkesin süper çocukları var, mutlu , sağlıklı , iyi yetiştirilmiş . Etraf onlarla dolu .
ama ben tek başımayım . Bu resmin dışında yani...


*

10 Eylül 2010 Cuma

İyi Bayramlar


Herkese şeker gibi bir bayram olsun ,
Sağlık , huzur ve mutluluk hep bizle olsun...

3 Eylül 2010 Cuma

3.BLOG YAZARLARI BULUŞMASI




Detaylar için lütfen burayı ziyaret edin...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

EFSANE İSTANBUL

Ramazanda oruçlu olunca hareketler ağırlaşıyor ve bu dönemde genelde çok fazla bir şey yapamaıyoruz.

Fakat allahtan 22-23 ağustos haftasonunda Söz Danışmanlık'ın katkıları ile Sakıp Sabancı Müze'sinde düzenlenen İstanbul'un Tılsımları etkinliğine katıldık Elifim ile.
O arkadaşları ile etkinlikte iken bizde kocacım ile Efsane İstanbul sergisini gezdik.

Çok etkileyici idi.
Tarih öncesi dönemden , Roma , Bizans , Osmalı dönemlerindeki başkent İstanbul dan inanılmaz eseler gösteriliyor.
Sergi ve eserlerin detaylarını müzenin web sayfasında da görebilirsiniz.
Ama gidip gezerken hissettikleriniz , düşündükleriniz hiçbir şey ile kıyaslanamaz.
Gerçekten etkileyici olmuş.

bu da Elif'in çiçek tılsımları ile dolu İstanbul resmi



23 Ağustos 2010 Pazartesi

BİLMECE

Dün kızımı tuvalete götürürken yaptığımız konuşma ;

B: canım çişin mi geldi ?
E : hayır başka bi şii
B : ne demek başka bi şey ?
E: Bak sölicem şimdi ;
doing diye ses çıkarır
çişlerin arasına düşer
siyah renklidir
ka ile başlar
Bulabildin mi anne ?


:-)
Bileniniz varmı ?

20 Ağustos 2010 Cuma

NEFRET EDİYORUM

Bu aralar tüm cümlelerimiz buna bağlanıyor.

A:Canım parka gidelim mi ?
E:Gitmem parktan nefret ediyorum!!

A:Hayatım "R..." ( en sevdiğimiz arkadaşımız ) bisiklet sürüyormuş seni de çağırıyor.
E:Hayır bisiklet sürmekten nefret ediyorum!!

Örnekler böyle uzayıp gidiyor.
Şimdilik tüm bu negatif enerjimiz nedeni ile en sevdiğimiz arkadaşımız ile ne oyunuyoruz ne de konuşuyoruz.
Acaba böyle bir dönem varmı çocuklarda ?


Beklemedeyim bakalım ne kadar sürecek.

19 Ağustos 2010 Perşembe

SONUNDA KAVUŞTUM

Evet uzun zamandır bekliyordum onları
Acaba nasıllar diye düşünmeden bir gün bile geçirmedim
Hergün benim için daha da uzuyordu beklemede olunca
Arada dayanamayıp nerdeler diye de sordum zaten

Ve sonunda kavuştum onlara
Burcu 'nun çektiği fotoğraflara
Değmiş
Gerçekten beklemeye değermiş .
Ben kendi adıma çok memnunum , bayıldım , hergün tekrar tekrar bakıyorum resimlerimize

Ellerine , gözlerine sağlık Burcu.

not: benimde makinam var ama benim elimden hiç böyle sonuçlar çıkmıyor . Sanırım bu bir yetenek:-) veya yeteneksizlik :-)











17 Ağustos 2010 Salı

SON ETKİNLİKLERİMİZ

Yuva sayfasını kapatıp evde zaman geçirmeye başladığımızdan bu yana Elifim yine boş durmamış .
Ya tatil ile İstanbul dışındayız
Ya ananeyle İStanbul keşfinde
ya da etkinliklerde
İşte gittiği son bir kaç etkinlikte bunlar ;

Serhan Şeşen Derneği
Söz Danışmanlığın organize ettiği bir etkinlik için 11 ağustosta Serhan Şeşen Derneğine gitti Elifim .
Hafta arası olması nedeni ile ben sadece Elifin anlattıklarından ( ki toplam 4 kelimeden ibaret ) eğlendiğini ve uçak resmi yaptıklarını anladım.
En kısa sürede öğrenmeliyim detayları
Ve mümkünse yaptığı resimleri görmeliyim :-)

Kağıtvs
14 ağustos Cumartesi yine Kağıt vs deydik.
Dinozor yaptık , resim boyadık
Harika saatler geçirdik.
İnsan buraya gelince zaten kendsini kaybediyor doğal olarak da bir sonraki gelişi iple çekiyor.




Kediler ve Köpekler
Elifim haftabaşında işten beni ve babasını ayrı ayrı arayıp bu filme gitmek istediğini bildirdi.
Ee mecburen bizde 15 ağustos Pazar günü Capitol ‘e gittik
Film insanların en iyi dostu köpeklerle , kedilerin kötü bir kediye karşı ilk kez işbirliği yapmasını anlatıyor.
Eğlenceli bir film
Bizim için ise bol patlamış mısırlı bir kaç saat demek

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ EPISODE 2

Evlilik yıldönümümüz bu yıl ramazana denk geldi. Ve yanlış hesaplamıyorsam bundan sonraki 2 yıl daha böyle olacak.
Benim sevgilimde bu sebeple 9 ağustos Pazartesi akşamına program yapmış .
Yaklaşık 15 gün boyunca ben yer bilgisini öğrenmeye çalıştım ama söylemedi.
Sürprizmiş
Sonunda gittiğimiz yer gerçekten sürprize değer çıktı.
Karakol restaurant


Açılışından itibaren hep burayı merak ettim ve gitmek istemiştim.
Benim sevgilim bunu hatırlayıp buraya rezervasyon yaptırmış. Çok sevindim.

Biz genelde güneş batımı ile bu tip özel yerlere gitmeyi seviyoruz ama bu sefer şartlar nedeni ile erkenden saat 19 civarı gittik restauranta. Ama ben size güneş batımı ile beraber gitmenizi güzel havalarda dışarıda oturup sessiz ve sakinliğin tadını güzel bir şarap ile çıkarmanızı öneririm.

Öncelikle içeri girişler akşam yemeklerinde rezervasyonsuz mümkün değil kapıda direk sizi durdurup soruyorlar. Buna dikkat etmenizi öneririm.

Topkapı Sarayının içinde Aya İrininin yanındaki restaurantın şahane bir manzarası , dingin ve huzurlu bir ortamı var.

Yemeklere gelince tek kelimeyle enfes.
Biz seçim yaparken oldukça yardımcı , nazik ve bilgili garsonlara kendimizi teslim ettik ve pişman olmadık.

Mümkün olduğunca resimleri çekmeye çalıştık ama lezzetlerine karşı koymak pek mümkün değildi.
İşte bazı resimler ;
Başlangıç olarak (allahım sanki tekrar yemekdeyim)
*Saray usülü taze baharlı mantı çektirilmiş et suyunda süzme yoğurt ve taze nane ezmesi ile
*Fırında ekşili etli asma yaprağı sarması toprak kapta




Ana yemeğimiz
Fırında ege usulü levrek ( bu elbette benim malum denizden babam çıksa her zaman yerim )
Kuzu kuşgömü ızgarada yoğurtlu közleme sebze söğürmesi



( ay pardon ağzımın suyu mu damladı ne )
Tatlılara yer kalmadı ama onlarda harikadılar eminim.



Sonuç olarak acilen karakol restauranta tekrar gidile ara fazla açılmaya diyorum :-)

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ

7. yılımıza girdik bu yıl.
Ne kadar da çabuk ve dolu dolu geçti yıllar
Hayatımın en güzel 6 koca yılı için teşekkürler
İyi ki evet demişim o gün sana
Diğer yarım , sevgilim , herşeyim
Seni Seviyorum

İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı,
gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı…aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp,
şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını.
Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne,
varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli,
incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü…kramplar girmeli midesine,
onsuzluk aklına geldikçe!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini.
Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine
dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını,
öfkesini, sevincini, coşkusunu…vs.
Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup,
huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı…
Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da…
Bir eşi olmalı insanın!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye
başlamalı. Seni şimdiden özledim!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda
kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı…aşkla karşılamalı,
hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli,
yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı
yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.
Mutluluk saçmalı etrafına.
Bir eşi olmalı insanın,
cennetten köşe almışcasına sevdiği,
sakındığı, bakmaya kıyamadığı…Her bir hücresinden aşkın
fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!


not: bu şiiri internette gezerken okumuştum bir ara ve çok beğendim. şairini bilen varsa lütfen bildirirmi ? Yanlışlıkla hata yapmış birine ait özel bir şiiri habersiz yayınlamış olmayayım.

LUNAPARK

Her çocuğun gitmeye bayıldığı yerlerin başında geliyordur değilmi lunaparklar
İşte bizde arada sırada götürüyoruz Elifimizi
İstanbuldayken Bostancı ya veya Viaporta gidiyoruz.

Ayvalıkta iken de böyle bir yer görmüşken gitmemek olmazdı zaten.
Bayıldık biz
yani biz sıcaktan Elifim ise eğlenmekten..



AYVALIK &CUNDA

Bu yıl tatil ve gezmede iyi gidiyoruz. Yazın 2. Arasında fazla para harcamayalım dedik ama yine de şartlarımız vardı:
Temiz ve sakin bir deniz , temiz ve düzenli bir tesis gibi. Tüm bunlara kocama bir uygun fiyatı da ilave edince çok alternatifimiz kalmadı. Ya da biz bulamadık.

Sonunda Sarımsaklı da bir aparta gittik.
1 hafta boyunca yüzdük , gezdik geldik.

Apartı beğendikmi kısmına hayır
Deniz kısmına evet
Sahil kısmına ise tekrar hayır

Ben kullandIğı yeri bu kadar pis bırakan başka bir millet varmı bilemiyorum. Herkes plaja pikniğe gelir gibi poşetlerle , torbalarla gelip yiyip içtikten sonra pisliklerini bırakıp gidiyordu. Ve ben buna genel olarak dayanamıyorum. Nasıl bir insan poşetini , pisliğini çöpe değilde oturduğu ertesi günde geleceği yere bırakır ???
Bunun mantığını kesinlikle anlamıyorum. Orada ertesi gün sende oturacak , çocuğunda yüzecek hiçmi düşünmüyorsun ???

Sinirlenme bölümleri dışında denize girdik ki bu bizim için çok önemliydi. Üstelik denize girmeme takıntısı olan kızımda girdi denize .
Şeytan sofrasına gittik .
Cunda 'ya gittik hem gezmeye hem yemek yemeye. Ara sokaklarında gezmek , sahilde sakızlı dondurma yemek , lokma tatlısı yemek ve Gurme boncuk'ta akşam leziz balıkları tatmak .
Tek kelime ile Cunda şahaneydi.
Tatilin en güzel zamanlarından dı Cunda.

Kısaca aşırı sıcakta Elifi mümkün olduğunca korumaya çalışarak , çevreyi kirleten tüm bu insanlarla kavga etmemeye çalışarak tatilimizi yaptık.
Harika Cunda ve vasat Sarımsaklı da ..

Sonrasında hep düşündüm acaba harcadığımız paraya başka bir yer bulabilirmiydik daha memnun olacağımız diye ?

SELAMİÇEŞME ÇOCUK TİYATRO FESTİVALİ

Bu yıl biz 2. Defa gidiyoruz ama tiyatro festivali 9.kez düzenlendi bu yıl.
Planımızı yaptık Elifin çok sevdiği arkadaşını da aldık ve “Çirkin Ördek Yavrusu” na gittik 2 temmuzda.

2 yaşdaş çocukla tiyatroya gitmek biraz zorlayıcı olabiliyor ama sanırım bu işi kazasız belasız bitirdik.
Akşam boyunca sırayla canları patlamış mısır , şeker , dondurma ve şu an aklıma gelmeyen almadığım bir sürü şey istedi
Sonra herbirinin arasında susadılar
Sonra tuvaletleri geldi
Sonra da gösteri bitti zaten :-)

Tiyatro ağzına kadar doluydu giriş için uzun bir kuyrukta beklemek zorunda kaldık. İçerisi de biraz gürültülüydü ama kızlar eğlendiler.

Gece eve dönerken arabanın arkasında ikiside kıkır kıkır gülüyorlardı ki tüm yorgunluğa deydi onları dinlemek ..
Üstelik neredeyse hergün bir daha gelmek üzere bir sonraki tiyatro gecesinin planlarını da yaptılar beraber :-)

22 Temmuz 2010 Perşembe

ÖZEL VE GÜZEL BİR GÜN

16 temmuz benim büyük sevgilimin doğumgünüydü.
Sabahtan hediyesini verdim , kızımda ona resim çizdi ve verdi. Akşam da ailece çok sevdiğimiz Çanak’a yemeğe gittik.

Ama bunlar hep tahmin edeceği planlardı ve benim sıradışı bir şeyler yapmam gerekiyordu.

Bende bu yıl blogunu da zevkle takip ettiğim Burcu Photography ile anlaştım ve bu sürprizi son ana kadar söylemedim. 17 temmuz cumartesi sabah Elifim , sevgilim ve ben Yıldız Parkı' ndaydık çekim için.

Yaklaşık 1.5 saat sürdü çekimler ve doğal ortamda fotoğraflarda hiç doğal poz veremeyen ben , yerinde durmayıp fotoğraf çekmeye izin vermeyen Elifimle uğraştı Burcu . Sonuçları bilmiyoruz daha bekliyoruz ama tüm nazımızı , şımarıklığımızı çekip hiç şikayette bulunmayan Burcu ‘ya teşekkürrü şimdiden borç biliriz ailece....

Akşama da canım arkadaşım Lerna’ya yemeğe davetliydik. Uzun bir gece olmasını istediğimiz için Elifimi evde bırakma planımız son dakikada son buldu. Ve beklediğimiz sonuç olarak o kadar bekledikten sonra gittiğimiz davetten erkenden kalkmak zorunda kaldık. Binbir özür diledik ama ben kendi adıma çok üzüldüm uzatamadığımız için o geceyi. Çünkü benim canım arkadaşım beş yıldız restaranttaymışsınız hissi veren bir sofra düzenlemesi ve yemek çeşidi ile bizi karşıladı. Lezzetler ise şahaneydi herbirinin. Keşke makinamız yanımızda olsaydı da görüntüde alsaydık dedim sonradan.

Mükemmel ev sahipliğiniz için tekrar teşekkürler Lerna & Sarkis ve tekrar özür dileriz .

SUNDAYSKY FESTİVALİ

Bu yıl 2. Defa 17-18 temmuz tarihlerinde Santral İstanbul’da düzenlenen sun.day.sky festivalindeydik.

Geçen yıla oranla bu yıl daha organize gibiydiler .

Standlardan köfte ekmeklerimizi alıp, biralarımız içip , yeşil çimlerin üzerinde frizbi oynayınca kendimi üniversitede hissettim yine :-) Ah güzel ama uzakta kalmış yıllarım :-(





Sıcakta düzenli olarak güneş koruma kremini tanıtıp süren Hamilton ekibi benim gözdem oldu bu arada :-)


SANTRAL İSTANBUL YAZ ETKİNLİKLERİ

Bu sene yazın Elifimi hiçbir yaz okuluna vermedik . Önünde çok uzun yıllar olacak nasılsa biraz boş vakit geçirsin diye.

Ama ayda bir kaç hafta bazı etkinliklere yine de gönderiyoruz.

İşte bu nedenle 12-16 temmuz arasında Minik Şeflerle Yaratıcı ve Eğlenceli Mutfak atölyesine gönderdik Elifimi.

Zor oldu kızımı yine ikna etmek ama sonunda yaptıklarını eve getirip bizimle paylaşınca biraz daha rahatladım. Güzel ve lezzetli yiyecekler haricinde el işleri de birbirinden hoş duruyordu.

Teşekkürler İpek Hanım...

NEZAHAT GÖKYİĞİT BOTANİK BAHÇESİ

Buraya yani nezahat gökyiğit botanik bahçesine hep gitmek istemiştik ama fırsat bulamamıştık.

Sonunda 10-11 temmuz haftasonunda şeytanın bacağını kırdık ve kendimizi attık bahçeye.
Gerçekten bir vaha burası gidin ve görün.

O devasa yolların ve evlerin arasında dışarıdan bakıldığında hiç farkedilmiyor. Ama içine girdiğinizde ne kadar büyük ve güzel düzenlendiğini görebiliyorsunuz.

Her bir adada farklı biyolojik çeşitlilik ve bilgi var.
Ertuğrul adasındaki Japon kiraz ağaçları , İstanbul adası herbiri birbirinden güzel.

Ayrıca çocuklar için de bir parkı var. İsteyen yiyeceklerini kendi getirdiği takdirde kahvaltı da yapabiliyor bu ağaçlar altında. Tabi bizde bunu kaçırmadık ve yaptık.

İşte fotoğraflar...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...